Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
28 Şubat 2010 Pazar 14:24

Zend Avesta ve müziğin ruhu

Zerdüst dininin kutsal kitabı olana Zend Avesta'nın dili en eski Kürt lehçelerinden Hewramice ezgileri Kürtçe 'çeng' adı verilen mitolojinin çalgısı arp ile modernize ederek yorumlayan dünyaca ünlü Kürt Sanatçı Tara Jaff, müzikteki endüstrileşmeye karşı k

Zerdüst dininin kutsal kitabı olana Zend Avesta'nın dili en eski Kürt lehçelerinden Hewramice ezgileri Kürtçe 'çeng' adı verilen mitolojinin çalgısı arp ile modernize ederek yorumlayan dünyaca ünlü Kürt Sanatçı Tara Jaff, müzikteki endüstrileşmeye karşı kaynağını ruh ve yürekten alan müziğini anlattı. Kendi sorunları ve acılarından çeng'in arkasına geçip çalmaya başladığında unutmaya başladığını dile getiren Jaff, "Ben acılar içerisindeyken, çeng çalarak ruhumu dinlendirebiliyorsam aynı etkiyi dinleyiciler üzerinde de bırakmak isterim. Bu ilahi tınıyı dinlerken sorunlarından biraz olsun uzaklaşıp, iç seslerini dinleyebilsinler istedim" diyor.

İlham veya yenileme yoluyla birkaç notanın bir araya getirilip uyum içerisinde çalınması 'müzik' olarak tanımlanırsa şayet, Tara Jaff 'ın bunun çok ötesine geçtiğini söylemek çok ta abartı sayılmaz. Nasıl ki üflendiği anda Sur'un hayatı durduracağı, kıyameti koparacağına inanılır, sihirli parmakları ve ona eşlik eden sesiyle Hewramice söylediği şarkılara başladığı anda Jaff'ın da derin bir sessizlik yarattığı aşikâr. Hawramice ki Kürtçe'nin en eski lehçesidir, Zerdüst dininin kutsal kitabı olana Zend Avesta o dilde yazılmıştır. Müziğe oldukça düşkün Halepçeli Kürt bir babanın ve Tatar Türklerinden bir annenin kızı olarak 1958'de Bağdat'ta doğan Tara, babası diplomat olduğu için birçok ülke dolaştı, birçok kültürle tanıştı. Müziğe oldukça ilgili bir ailede 11 yaşında müzik okuluna başlayan Jaff, kimi zaman babası tarafından evde zorla dinletilen klasik müziğin aksine ilk önceleri rock ve pop müziğe ilgi duymaya başladı, ünlü bir arpist olmadan önce, hayatında iniş çıkışlar yaşayan Jaff ardından diğer bütün müzik aletlerini bir kenara bırakıp, arpı keşfetti. Jaff, arpla bu buluşmasını sonraki yıllarda bir anlamda kendini bulma olarak ifade etti.

Mitlerin ötesine coğrafi olarak ilk defa Mezopotamya'da yaşayan Sümerlerde rastlanan, Kürtçe 'çeng' adı verilen arp, Jaff'ın sihirli parmaklarıyla antik çağlardan kalma şarkıları, modern melodiler haline getirilmesiyle yeniden hayat buldu. Çıkardığı 'Dilley Dewanem' albümü ile tanınan ve müzik otoriteleri tarafından dünya üzerinde yaşayan en önemli arpistler arasında gösterilen Jaff, Kürt müziğinin divaları Aram Tigran ve Fatma İsa anısına MKM tarafından düzenlenen konsere katılmak için geldiği İstanbul'da acılarını bastıran arpı yani çengi, müziğini ve her ikisinin geleceğini Ajansımıza anlattı.

*17 yy.da Kürt ve Fars divanlarında sıklıkla rastlanan arpı, yani çeng'i yeniden günümüze taşıdınız. Bu enstrümanın geleneksel Kürt müziği içerisindeki yeri nedir? Ne tür bir zorluk yaşadınız?

Çeng'i Kürt müziğine getiren ilk kişiyim. Bunu Kürt müziğinin içinde kullanmamın asıl amaçlarımdan biri hem çok tarihi, otantik, yüzyıllar öncesinde Kürt ve Fars divanlarının içerinde kullanılan bir müzik aleti olması, hem de viyola gibi Kürt müziğinin içinde yer alabilen bir müzik aleti gibi bu enstrümanın yine bu müzik içerisine yer alıp, onu geliştirebilecek potansiyele sahip olması. Çeng'i ilk çalmaya başladığım dönemde yaşadığım en büyük zorluk ise bu enstrümana ile şarkılarımı hangi lehçede söyleyeceğim konusunda yaşadığım kararsızlıktı. Kurmanci, Sorani ve Gorani lehçeleri arasında sürekli gidip, geldim. En sonunda ise Hewrami lehçesi içerisinde çalmayı tercih ettim. Çünkü Hewrami lehçesi Kürtçenin en eski lehçelerinden biri ve Zerdüşt inancının kutsal kitabı olan Zend Avesta, Hewramice söylenmiş ve bu sözler geçmişte bugüne hiç bozulmamış.

*Cennet tasvirlerinde sıklıkla rastlanan çeng'in çıkardığı ses sizde hangi duyguları titreştiriyor? Çalarken ne hissediyorsunuz?

Çengi seçmiş olmamın en önemli nedeni tabi ki çıkardığı ilahi ses. Çeng'i ilk elime aldığımda çıkardığı arami ses gerçekten de ruhumu etkiledi ve bana huzur verdi. Çalarken ruhuma işleyen bu arami sesten gerçekten de huzur buluyorum ve amacımda o ki, çalarken benim duyduğum huzuru dinleyenlerinde bulması. Başka bir dünyaya gittiğimi hissediyorum. Benim ruhumu etkilediği oranda bende bu sesi karşımdakine aktarabiliyorum.

*Çeng'e sadece müzik için değil, yaşadığınız acılardan kurtulmanın yolu olarak ta sarıldığınızı biliyoruz. Çeng çalarken kendi acılarınızla, dinleyicilerinizin acılarını ortaklaştırabildiğinize inanıyormusunuz?

İnsanlar sürekli bir biçimde acı ve sorunları eşliğinde hayatlarına devam edebiliyor. Bende acılarımın veya sorunlarımın içerisindeyken çeng'in arkasına geçtiğim zaman ruhumu tamamen özgür ve huzurlu hissedebiyorum. Madem ben acılar içerisindeyken, zorluklar içerisindeyken çeng çalarak ruhumu dinlendirebiliyorsam aynı etkiyi dinleyicilerimin de üzerinde bırakmak istemem normal. Onlarda aynı şekilde benim gibi, bu sesi duyduklarında sorunlarından biraz olsun uzaklaşabilip iç seslerini dinleyebilsinler istiyorum.

*Müziğinizin sakinleştirici etkisi konserlerin ötesinde hastanelerde de icra ettiğinizi biliyoruz. Çeng, hastalar üzerinde ne gibi etkiler yaratıyor?

Üstelik Çeng'in bu sakinleştirici yönünü daha fazla ihtiyaç duyan insanlara başka şekillerde de aktarıyoruz. Ben ve birkaç sanatçı arkadaşım bu sakinleştirici yönle, 3 yıldır Londra'daki birkaç hastanenin çeşitli ünitelerinde yatan hastaları arp çalarak tedavi ediyoruz. Hastanede yatmakta olan hastalar verilen ilaçlardan ve iğnelerden öylesine etkileniyorlar ki artık, uyuyamıyorlar. Hastanede huzurlu bir şekilde uyumak mümkün olmuyor. Sürekli yataktalar. Bu hastaların odalarına gidip çalmaya başladığımda birkaç dakika sonra hepsinin kundakta yatan küçük çocuklar gibi uyumaya başladığına şahit oluyorum. Uyurken yüzlerinde beliren o huzurlu ifadeyi gördüğümde evet amacıma ulaştım diyorum ve sonraki odaya geçiyorum.

*Sizin müziğinizin kaynağının mistik bir geçmişi varken, günümüzde elektronik müzik de giderek yerleşiyor, bu açıdan baktığınızda yaptığınız müzik ile elektronik müzik arasındaki farkı nasıl tanımlıyorsunuz? Hangisinin ömrü daha uzun?

Elektronik müzik adı üstende elektrik enerjisi ile çalışıyor içerisinde ruh taşımıyor. Ama çeng, saz ve def gibi enstrümanlara elle dokunabiliyorsunuz, hissedebiliyorsunuz, parmaklarınızla dokunabiliyorsunuz ve bu enstrümanlar elle yapılan doğal müzik aletleri. Nasıl ki beden ölür ruh sonsuza kadar kalır ise, bu enstrümanlardaki ruh ta aynı. Müzik sürekli bir değişim içerisinde evet gençlerin büyük bir bölümü bugün elektronik müzikler dinliyor ama ruhlarına hitap eden müziklere de ihtiyaç duyuyorlar. Benim 20 yaşında bir oğlum var ve o bile elektronik, rock müzik dinliyor sürekli. Arkadaşlarıyla evin içerisinde rock müzik dinleyip, play station oynuyorlar. Bende evde prova yapmak zorunda olduğum için onlar oyalanırken bende çeng çalıyorum. Fakat benim çeng çalmaya başlamamla birlikte hepsi dinledikleri müziği ellerindeki oyun kumandalarını bırakıp beni dinlemeye başlıyorlar prova boyunca. Dinliyorlar, çünkü onların ruhlarının da buna ihtiyacı var ama sadece farkında değiller. Provam bittikten sonra onlar yine rock'a, hip hop'a yöneliyorlar.
Yani teknoloji değişip, geliştikçe günübirlik olana elektronik müzikte değişiyor. Bu saydıklarım ise ondan çok farklı, bunlara dokunabiliyorum, koklayabiliyorum. Bu müziğin elektronik müzik karşısında kaybetmesi mümkün değil, sonsuza kadar yaşayacaktır muhakkak.

*Aram Tigran ve kısa bir süre önce yaşamını yitiren Kürt kadın Dengbêj Fatma İsa anısına MKM tarafından düzenlenen konser için Türkiye'ye geldiniz, ne hissediyorsunuz?

Bu program için beni ilk aradıklarında onur duydum. Türkiye'de Aram Tigram ve Dengbej Fatma İsa gibi Kürt müziğine önemli katkılar sunmuş iki büyük isme adanmış bu konserde yer almaktan büyük bir şeref duydum. Bunun konserin ardından 8 Mart Kadınlar Günü'de Diyarbakır'daki gerçekleştirilecek konserde de olacağım. Buradaki dinleyici kitlesinden ve bana gösterilen sevgiden çok memnunun. / DİHA

Bu haber toplam 3874 defa okunmuştur

sanatçı
 // bostancı gösterisi
kendi müzikal alanında gerektıgı kadar basarılı tara jaff.bostancı gosterı merkezınde kı durusu gayet nazık ve hostu......
04 Mart 2010 Perşembe 10:56


 
ANKET
12 Eylül 2010'da yapılacak olan 'Anayasa Değişikliği Paketi' referandumunda tercihiniz ne olacak?