Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
23 Şubat 2010 Salı 17:32

Yazarların spor eleştirisi

Diyarbakır'daki "Spor Konferansı"na katılan yazarlar, Türkiye'de spor-medya ve spor-siyaset ilişkisini değerlendirdi.

Sporun büyük bir sektör haline geldiğini belirten yazarlar, statların ise öfkenin dışa vurduğu bir kanal işlevini gördüğüne dikkat çekti. Sporun gerçek işlevine uygun kullanılması durumunda, toplumsal barışa büyük katkı sunacağına vurgu yapıldı.

Diyarbakır'da "Yeni Bir Başlangıç" sloganıyla düzenlenen Spor Konferansı, "Sporda Medyanın Rolü" ve "Spor ve Siyaset İlişkisi" oturumlarıyla devam etti. Moderatörlüğünü Gazeteci Naci Sapan ve Diyarbakır Baro Başkanı M. Emin Aktar'ın yaptığı oturumlarda Yazar Ümit Kıvanç, Günlük Gazetesi Yazarı Doğan Durgun, İletişim Yayınları Editörü Kıvanç Kocak ve Yazar Eğitimci Rahşan İnal, yazar Yiğiter Uluğ, Yazar Barış Erten, Yazar Atilla Gökçi gibi yazarlar Türkiye'deki spor-medya ve spor-siyaset ilişkisini değerlendirdi. Yazar Doğan Durgun, Türkiye'deki sporun endüstrileştiği ifade etti. Herkesin sporun dostluk ve kardeşlik olduğunu söylediğine vurgu yapan Durgun, sporun dostluk ve kardeşlik olduğuna da inanmadığını söyledi. Durgun, Türkiye'de spora çok fazla milliyetçiliğin aşılandığını dile getirdi.

'En iyi futbol statta izlenir'

Gazeteci Ragıp Duran, medya ve spor ilişkisinin özellikle son dönemlerde çok tartışıldığını dikkat çekerek, medya sektörünün ekonomik yönüne vurgu yaptı. Duran, "Rakamlara baktığımız zaman en son Türkiye'de Süperlig naklen yayın ihalesinde de milyon dolarları bulan çok yüksek ekonomik gücü olan bir sektör. Bir spor karşılaşmasını eğer stada gidebilirse 5-10 veya 50 kişi izleyebiliyor. Medya burada stada gidemeyen insanlara maçı değil maçın görüntülerini servis edebiliyor. Böyle bir olumlu yanı var aslındı. İnsanlar artık dünyanın her yerinde oynanabilen maçları naklen gösterebiliyor. Bizim evden maçı seyrederken izlediğimiz maç değildir. Maçın medya aracılığı ile yeniden çoğaltılmış bir başka versiyonudur. En basitinden maça gittiğimizde seyirci olarak kafamızı istediğimiz tarafa çevirebiliriz. Televizyonda öyle değildir, kamera nereyi gösteriyorsa orayı ancak görebiliriz. Hakiki futbol maçı statta izlenir. Kendisi ve görüntüsü aynı olmaz" dedi.

'Statlar öfkeyi dışa vurma kanalı işlevini görüyor'

Türkiye'de medya dahil hiçbir şeye 30 yıldır yatırım yapılmadığını belirten Yazar Yiğiter Uluğ, Türkiye'de spor kültürünün gelişmesinde bir çok şeyin ihmal edildiğini kaydetti. Uluğ, şunları ifade etti: "Hepimiz sporu sevdiğimizi söyleriz ama futbol seyircisiyiz. Düzenli olarak spor yapan kaç tane insan tanıyorsunuz çevrenizde. Bu şartlar geliştirilmediği için lisanslı sporcu var. Spor yapmadan spor kültürü elde etmenin imkanı yok. Stadyumlar toplumun öfkesini dışarı vurduğu bir kanal olarak işlev görüyor. Siyasi ve etnik sorunlar yaşayan ülkeler sorunları sporla çözme yolunu kullanırken biz de tersi oldu. Neredeyse sportif manada bakıldığında üçe bölünmüş bir toplum, neredeyse birbirini anlamaya niyeti olmayan insanlardan kurulu. Bunu çok tehlikeli buluyorum."

'İspanya Türkiye'den daha çok acı çekti'

İspanya'nın var olan etnik meseleler nedeniyle Türkiye'den daha fazla acı çektiğini belirten Uluğ, sportif rekabetin yapılması ve insanlara daha iyi spor imkanları sağlayan şartların gelmesiyle farklı etnik kökenler arasında müthiş bir kardeşliğin oluştuğuna dikkat çekti. Uluğ, şöyle konuştu: "Bu meseleler dünyada aşıldı. Medyanın burada rolü bunları anlatmadığı için suçlu. Akademik sporla bağlantımızı kestik. Spor sadece rekabet ve onun beslediği kanlı buluşma alanı değil. Onun nelere kadir olduğunu öğrenme yeridir. Tanıdığınız insanla kavga edemez, onunla tanışırsınız. Bunları tv ve gazetelere taşıyamıyoruz."

'Medya taş atan çocukları görmüyor'

"Spor deyince büyük bir endüstri tanımının yapılıyor" diyen Yazar Barış Erten, futbolun duyarlılık ve fedekarlık olduğunu ifade etti. Ertan, "Türkiye'de asıl mesele, sorun tespiti yapmaktır. Norveç'te sadece bayan sporcu sayısı 600 bin. Ülkemizde toplam 230 bindir. Türkiye 30 yıl öncesine kadar çok daha iyi imkâna sahip. Demek ki başka bir şey var. O işte spor kültürüdür. Bu oluşmadan spor kavga dili olur. Bizim ne yapıp edip spordaki güzel örnekleri anlatmamız gerekiyor. Taş atan çocuklarla polisin futbol oynamasını görmüyorsak o keşmekeşin içinde boğuluruz. Yüzde 60 genç olan Diyarbakır'da sadece 2 kişi takımda oynuyorsa bunu sorgulamamız gerekiyor" dedi. TSYD Eski Başkanı ve Milliyet Gazetesi Yazarı Atilla Gökçe de sevgi ve saygıyı paylaşmada sporun bir neden olduğunu belirterek, "Sporla insanlar birbirini daha çok sever. Daha güvenli ve yarına umutla bakan bir topluma dönüşebiliriz. Ülkenin bir köşesinde sel oluyor, tvler borsanın rakamlarını veriyor, insanlık bu mudur. 30 yıl önce futbol oynayan oyuncular bisikletle idmana gelir giderdi. Aramızda dolaşırlardı. Şimdiler korumalarla geziyor. Daha az milli olduysanız emeğiniz ne olursa olsun değeriniz yoktur" diye konuştu. / DİHA

Bu haber toplam 696 defa okunmuştur



 
ANKET
12 Eylül 2010'da yapılacak olan 'Anayasa Değişikliği Paketi' referandumunda tercihiniz ne olacak?