

Tanıklar: Derin devlet yaptı
Olaylar sırasında 20 yaşındaki kızı Zeynep Poyraz'ı kaybeden Menekşe Poyraz, acısının hala taze olduğunu belirterek, "Bu devlet katil bir devlet. Kendi gibi olmayanları Kürtleri, Alevileri kabul etmiyorlar. Doğuda görüyorsunuz çocukların kollarını kırıyorlar. Hem devletin kontrgerilla çeteleri çocuklarımızı öldürdü hem de devlet bizi yargıladı" dedi.

UYGAR GÜLTEKİN / ŞİRVAN BAYRAM / DİHA
Türkiye tarihinin en karanlık olaylarında biri olan Gazi Mahallesi'nde halkın üzerine ateş açılmasıyla başlayan olaylarda geriye damgalanmış bir mahalle ve adalet yerini bulmadığı için acıları her geçen gün tazelenen ve isyana dönüşen insanlar kaldı. 12 Mart 1995'te Alevilerin yoğunlukta yaşadığı İstanbul'un kenar semtlerinden Gazi Mahallesi'nde 5 kahvehane ve bir pastanenin taranmasıyla başlayan olaylarda 22 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı. "Derin devlet yaptı, devlette yapanlara sahip çıktı" diyen olaylarda yakınlarını yitirenler ve o günlere tanık olanlar, 15. yılında kendi tabirleriyle katliam günlerini DİHA'ya anlattı.
'Devlet kendi gibi olmayanları kabul etmiyor'
Katliamda kızı Zeynep Poyraz'ı (20) kaybeden Menekşe Poyraz, "Bu devlet katil bir devlet. Kendi gibi olmayanları Kürtleri Alevileri kabul etmiyorlar. Doğuda görüyorsunuz çocukların kollarını kırıyorlar" diyerek katliam gününü anlattı:
"Biz Sarıyer'de oturuyoruz. Yatıyordum. Zeynep beni yataktan kaldırdı. Kalktım yüzümü yıkadım salona gittim. Televizyonun altında Cemevi tarandı diye yazı geçiyordu. Zeynep bizi aldı Gazi'ye götürdü. Gazi'ye geldik. Gazi'nin durumu çok vahimdi. Çok kalabalıktı. 90 yaşındaki Halil Dede'yi sandalyenin üstünde duvara çivilemişlerdi adeta. Her yer kan revan içindeydi. O arada ben bağırdım. O arada büyük bir kitle aşağıya doğru gidiyordu. İnsanları alıp karakola götürmüşlerdi. Yukarıdaki kitlede gidip oradaki insanları almak istiyorlardı. Bende Zeynep'in koluna girdim. Yavaş yavaş yürüyorlardı. Ben Zeynep'in gitmesini istemedi. O ara Zeynep kolumu bıraktı aşağıya doğru gitti. İnsanlarla beraber oda aşağıya gitti. Ben dönüp eve geldim. Babası gidip Zeynep'i eve getirdi. Zeynep ertesi gün tekrar Gazi'ye gitti. Saat 12'de cenazeleri kaldırıyorlar diye aradı bizi. Öğlenden sonra 4'te telefon geldi 'Zeynep vuruldu durumu iyi değil' diye. Zeynep'in vurulduğunu öyle öğrendik."
'Hem çocuklarımızı öldürdüler hem bizi yargıladılar'
Katliamın ardından duruşmaların Trabzon'a alınmasına da tepki gösteren Poyraz, "Türkiye'nin hiçbir tarafında adalet hukuk yok. Hiçbir yer yokmuş gibi bizi Trabzon'un bir köşesine verdiler. Biz gidiyorduk oraya 10 tane arabamız parçalandı. Yukarıda kocaman kayaları bırakıyorlardı arabalarımızın üstüne. Biz gidiyorduk, 12 saat yol gidiyorduk, içeri girerken polislerin ailelerine sandalye masa veriliyordu. Biz ayakta kalıyorduk. Akşama kadar o mahkeme devam ediyorsa biz ayakta duruyordu. Yer yoktu. Hem devletin kontrgerilla çeteleri çocuklarımızı öldürdü hem de devlet bizi yargıladı. Tekrar bizi suçlu durumuna düşürdü. Yollara giderdik. İşkence görürdük. Hatta akşam önümüzü çeviriyorlardı. 'Çatlılar ölmez vatan bölünmez' diyorlardı. Devletin kontrgerilla çeteleri çocuklarımızı öldürdü" diye konuştu.
'Devlet tek taraflı'
Poyraz, "Bu ülkede devlet tek taraflıdır. Sadece kendi içindir. Ne Aleviler için var, ne Kürtler için var, ne Ermeniler için var. Tek taraf düşünülüyor. Ama şunu diyorum yani bu insanlar Alevisi. Kürdü, Lazı Türkü yani demokrasiye ihtiyaçları varsa birleşmesi lazım. Yoksa başka yolu yok bunun diye düşünüyorum. Bu ülkeye barış gelsin, insanlar kardeşçe yaşasın herkes yaşasın. Bir anne rahatça çocuğunu işe göndersin. Peşinden çocuğum akşam gelir mi gelmez mi diye düşünmesin" dedi. Daha sonra sözü alan baba Cemal Poyraz, "Hukuk devletiyle eşdeğeriz deniliyor ama hukuk devletiyle hiçbir alakası yoktur. İşte gördük Şemdinli'de Genelkurmay Başkanlığı katiller için 'iyi çocuklardır' dedi. Bunların himaye edilmesi için bunlar ortaya atıyor bu cümlelerini. Onun için bu ülkede bu gidişle katliamların daha sonu değildir. Daha devamı görülüyor. Bunun için bize ne düşüyor bizim gibi acı çeken faili meçhul aileleri diğer aileler bütün güçlerimizi birleştirmedikçe bunarla karşı direniş gücümüzü göstermedikçe daha çok katliamlar yaşayacağız. İşte bugün 12 Marttır. Niye ben buradayım benim çocuğum bir daha geri gelmez. Ama bir başkasının çocuğunun ölmemesi için bir başka ailenin acı çekmesin" dedi.
'Veli Küçük binlerce insanın cellâdı o nasıl savunulur'
CHP Lideri Deniz Baykal'ın Ergenekon davasına ilişkin değerlendirmelerine tepki gösteren baba Poyraz, "Bizim çocuklarımız hepsi demokrasi şehididir. Kürtler ne yapıyor? Kürtler demokratik hakları için sokağa dökülmüş haklarını arıyorsa hem sen yok dersen inkar edersen insanlar sokağa dökülmek zorundadır. Siz sokağa dökülür diye insanları genç yaşlı demeden kurşundan geçirmek bunu hiçbir devletin hukuku kabul etmez. Şimdi ülkemizde 17 bin tane faili meçhul cinayet işlenmiş ama ne acı ki bu ülkenin ana muhalefet lideri de diyor ki 'ben bunların avukatıyım' diyor. Avukat efendi Veli Küçük binlerce insanın cellatıdır sen bunları nasıl savunursun.Ben bunları kınıyorum bunları lanetliyorum" dedi.
'Kaous için Gazi Mahallesini seçtiler'
Diğer bir görgü tanığı olan Tuncelili Hakkı Aradağ (42), "Bölgede bir dönüm süreciydi.Bu süreçte hem devlet güçleri artık özellikle Türkiye'nin metropollerinde ciddi bir kaosun yaratılması gerekiyordu.Bu kaosu da seçtikleri yer neresiydi Gazi mahallesiydi.Gazi mahallesinde 85-95 sürecinde Türkiye'de devrimci mücadele içerisinde zindanda olan şehit düşen yada bu mücadeleyi yürüten insanlar vardı.İkinci bir yönü de Gazi'de genel de Kürt Kızılbaş Alevi'lerin oturduğu bir alandı. Bu alanda devletin mutlak bir katliam yapması gerekiyordu. Bu katliamında Ergenekon paşaları nasıl ki Van'da 33 tane insanı katlettilerse 1995'de Gazi'de bunu yaptılar. Dolayısıyla o süreçte Gazi'de de bir korku saldılar. Açığa çıktı ki devletin bugünkü mevcut çeteleri bu çeteler gerçekleştirdi" dedi. Ergenekon da sadece darbe girişimlerinin yargılanıyor olmasını eleştiren Aradağ, "O gün Türkiye'de bölgede özellikle Kürdistan'da yaşanan katliamlar faili meçhul cinayetler bunların hiçbirisine dokunulmadı.Gazide yaşanan katliam nasıl gizleniyorsa diğer yaşanan katliamları da gizleme yöntemini bulmuşlar. Oysa işin gerçekliği bu çetelerin yapılan katliamları tek tek açığa çıkarılmasıyla ancak sorun çözülebilir.Onun dışında sadece darbe girişimidir diyerek sorun çözülmez" diye konuştu.
'İkinci bir Dersim katliamı gibi'
Gazi mahallesinde esnaflık yapan Tunceli'li Çiğdem Enül (29), "Gazi katliamı ikinci bir Dersim katliamı gibi. Biz artık ezilmek istemiyoruz. Bizim en doğal hakkımız olan her şeyden önce düşünce özgürlüğümüz elimizden alınılmaya çalışılıyor" dedi. Mahallenin durumunun katliamdan sonra giderek kötüleştiğine dikkat çeken Enül, "İçler acısı bir durumdayız açıkçası. En başta da gençlerimiz işsiz, özellikle iş başvurusu yaptığı zaman doldurmuş olduğu formda ikametin Gazi mahallesi olduğu takdirde çok farklı bir gözle bakıyorlar" dedi. Gazi mahallesinde temizlik işçiliği yapan katliamın tanıklarından bir ise Hasan Özün(55), Gazi katliamından sorumlu kişilerin MHP'liler ve Tansu Çiller olduğunu onlarca insanın ölümünden sorumlu tutulmaları gerektiğini belirterek, "Bu mahalle alevi kimliğinden dolayı tarandı. Ben 55 yaşındayım, asgari ücretle geçiniyorum. Fotoğrafımı çekmeyin çünkü çalıştığım özel şirketten atılmak istemiyorum. Hak, hukuk adına her zaman yanınızdayız" dedi.
'Katliamdan sonra yalan değişti'
Mahalle sakinlerinden Kadir Doğan, katliamın izlerinin hala mahallede yaşandığını dile getirdi. Doğan, "Katliamı unutmadık. Hala içimizde yaşıyoruz yaşananları. Burada yaşananlar devlet tarafından yapılan bir katliamdır. Bu Türkiye"nin ayıbıdır. Her yerde benzer şeyler yaşandı. Katliamın sorumluları açığa çıkartılmalıdır" dedi. Mahalle sakinlerinden Serkan Alma ise "Katliamdan mahallede her şey kötüye gitti. İnsanlar duyarsızlaştırıldı. Kötü şeyler yaşandı. Yapanlar belli, katilleri tanıyoruz bunun bilincindeyiz ve bu katliamı unutturmayacağız. Gazinin gidişatı kötü. Göç başladı" dedi. Mahalle sakinlerinden Ahmet Gün, "Kıyamet koptu burada. Bu derin devletin bir koluydu. Herkes izledi televizyonlarda. Milletin anası ağladı. Herkes kim olduğunu biliyor" diye konuştu. Mahalle esnafından Yılmaz Karataş katliamdan Gazi'de halkın yaşadığı iç içeliğin değiştiğini halkın korku ve sindirme içine girdiğini söyledi. Katliamdan önce daha güzel bir yer olduğunu belirten Karataş, katliama günü yaşananlara ilişkin ise "Anlatılmaz yaşanır" dedi.
'Gazi Mahallesi hala tecrit ediliyor'
Cemevi Başkanı ve Alevi Dedesi Veli Gülsoy, yaşanan katliamın ardından davanın Trabzon'a taşınmasına tepki gösterdi. Gülsoy, "Hiç kimsenin kabul etmediği bir dehşet yaşadı Gazi Mahallesi. İkinci bir zulüm davada başladı. Davayı Trabzon'a götürerek ikinci bir işkence yaptılar. Sindirmeye çalıştırlar. Daha büyük bir zorluk çıkarttılar. Evlatlarını kaybedenler binlerce kilometre uzakta davaya gitmek zorunda kaldı. Davaya giderken yollara barikatlar kurdular, araçlar taşlandı, ayrı bir zulüm yaşandı" diye kaydetti. Gazi Mahallesinde yaşayan insanların ekonomik sıkıtılar ile boğuştuğunu söyleyen Gülsoy, "Diplomasını almış İş buluyor. Gidip başvuruyor. Adresinde Gazi Mahallesi yazınca işe almıyorlar. İnsanlar burada yoksullukla pençeleşiyor"














