

Sümbül'de kardelen açtı mı?
Kamyon kasanın üstünde Zap çayını izleyerek Hakkari'ye gittiğim gün hala beynimde canlı. Her Hakkari ismini duyduğumda bu anılarım canlanır.Yüreğim sevgiyle ürperir. Aradan ne kadar uzun zaman geçmiş!
Ne çabuk geçiyor yıllar! Ne çabuk geçiyor!
Ah zamanı geri almak mümkün olsa yeniden koşsam Hakkari lisesin bahçesinde, şimdi nerede ne olduklarını bilmediğim arkadaşlarımla dolaşsam Hakkari'nin o küçücük, daracık yoksul sokaklarında, yeniden yazmaya başlasam Hakkari sesi gazetesi için. Biliyorum sevgili dostum Cumhur Keskin'in öldürüldüğünü duydum. Nasıl kıydılar o güzel insana bilmem? Ne çok şey yapmak isterdik onunla Hakkari için? Ne çok düşümüz, idealimiz vardı!
Ya diğer dostlarım ne oldu?
Nerede onlar?
Hakkari'de yaşayanlar var mı?
İnsan yaşlandıkça daha çok arıyor geçmişini. Ama ben hiçbir zaman unutmadın o güzel insanları. Tunceli Lisesi'nden Hakkari lisesine sürgün edilirken ne kadar çok korkmuştum. Ne kadar çok korkutmuşlardı beni. Annem beni uğurlarken ağlamıştı. Benim için dua etmişti Ulu Munzura. Kamyon kasasından Hakkari'ye doğru yol alırken nasılda tedirgindim bilemezsiniz.İnsanların eline geçmiş bir serçe gibiydim.
Hakkari'de kamyon kasasından aşağı indiğimde kendimi Dersim sokaklarında bulmuştum.
Kürtlerin çilesi her yerde aynıydı. Dersim'den daha geri bir yer olamayacağını düşünürdüm hep ama Hakkari'nin Dersim'den daha geri bırakıldığını üzülerek görmüştüm.
Yıl1973-1974
Küçük bir köy gibi Hakkari. Bozulmamış bir bahçe.
Ne kadar güzeldi doğa!
Ne kadar güzeldi!
Neyi anlatsam bilmem; çünkü sözle anlatılmazdı Sümbül Dağının güzelliği,hiçbir usta kavalcı ezgiye dökemezdi Zap suyunun sesini. Ya baharla birlikte bir Kürt gelini gibi süslenen doğanın güzelliğini anlatmak mümkün mü? Şimdi yüreğim sıcaklıkla doldu gözlerim yaşardı, insanı büyüleyen bir koku yayan rüzgarın sesini duyuyor,kokusunu alıyorum. Hala bir çocuğum. Hala koşuyorum Hakkari'nin sokaklarında.ne kadar çok mutluyum!
Çok değiştiğini çok büyüdüğünü duydum Hakkari'nin. Yüz bin nüfusluk bir kent olduğunu söylediler bana. İnanmadım. Çok gitmek istedim Hakkari'ye. Çok.
Çok gitmek istedim Hakkari'ye. Çok.
Yeniden yaşamak istedim gençliğimi,yeniden dostlarımı görmek istedim.Rüzgarın kokusunu his etmek sesini duymak Sümbül'ün karşısında oturup bakmak bir çayıra dönmüş yemyeşil topraklarında koşmak, Zap Suyunda yüzmek istedim.
Ama korktum.
Ya o güzelliğin yok edildiği doğruysa?
Ya artık rüzgarın çöp, barut,kan koktuğu, Zap'ın ağıtlar dizdiği, Sümbül'ün acıdan yasa büründüğü doğruysa?
Ya bana kucak açan, beni evlerinde çocukları gibi misafir edip ağırlayan o güzel insanların öldüğü,öldürüldüğü, zorla yaşadıkları topraklardan sürüldüğü doğruysa?
Ya arkadaşlarımın öldürüldüğü, zorla topraklarından sürüldüğü doğruysa?
Tanrım bütün bu duyduklarım doğru olmasın!
Lüfen Hakkari'de rüzgar çöp, kan, kurşun kokmasın!
Lütfen rüzgar ağıtlar yakmasın! Sümbül yasa bürünmesin lütfen!
Yine öyle güzel canlı olsun!
Duyduklarımın doğru olmadığını söyleyin bana dostlarım. Rüzgarın güzel koktuğunu, güzel şarkılar söylediğini Zap'ın hayat ve enerji fışkırdığını Sümbül'ün kardelen çiçekleriyle bezendiğini söyleyin bana.
Mevsim güz. Biliyorum şimdi Sümbül kardelen çiçekleriyle bezenmiş.
Yoksa artık Sümbül kardelen çiçekleriyle bezenmiyor mu?
Yoksa Sümbül küstü mü insanlara?
Lütfen bir haber salın.
Duyduklarımın doğru olmadığını söyleyin bana?
Lütfen doğru söyleyin Sümbül'de kardelen çiçekleri açtı mı?
Metin Aktaş


![]()















Yoksa artık Sümbül kardelen çiçekleriyle bezenmiyor mu?
Yoksa Sümbül küstü mü insanlara?
Lütfen bir haber salın.
helal başka birşey demiyecem...