Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
30 Nisan 2010 Cuma 17:23

'Siirt'te devlet toplumun gerilikleriyle uzlaştı'

Siirt'te çocuklara yönelik cinsel istismar, tecavüz olaylarına tepki gösteren İstanbul'daki kadın kurumları, devletin toplumun geri yönleriyle uzlaşarak olayın üzerini örtemeye çalıştığını belirterek, yaşananları "insanlık dışı" olarak gördüklerini ve gör

Siirt kent merkezi ile Pervari İlçesi'nde çocuk ve bebeklere yönelik cinsel istismar ile tecavüz olaylarına yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. İstanbul'daki kadın kurumları, yaşananları bir "vahşet" olarak niteleyerek, sorumluların açığa çıkarılmasında ağır davranan hükümeti ve yetkili kurumları istifaya çağırdı. Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) aktivisti Emine Özmen, Pervari'de yaşananlar ile 3 hafta önce Diyarbakır'da DÖKH'lü arkadaşlarının maruz kaldığı taciz olaylarının Türkiye'de yeni yaşanan olaylar olmadığını belirterek, "Taciz ve tecavüzün toplumda bu kadar yaygınlaşması ciddi bir sorun. Bunu herhangi bir adli vaka olarak ele almamak lazım. Bunun sosyolojik ve politik yönleri var. Bunu komple irdelemek gerekiyor. Hele hele işin vahameti küçük çocuklara kadar inmesi yani liseli çocuklara inmesi kadına yönelik taciz ve tecavüzün toplumda ne kadar içselleştirildiğini gösteriyor. Ayrıca bunun giderek yaşam biçimine dönüştürüldüğünü de ne yazık ki görmekteyiz" dedi. Kadına yönelik taciz ve tecavüz olaylarını boşuna bir kültür olarak adlandırmadıklarını ifade eden Özmen, durumun vahametinden kaynaklı bir kültür olduğunu kaydetti. Toplumu ve bireyi koruyan devletin değil, sosyal devlet gerçeği değil kendi kendini koruyan, kendini topluma ve bireye karşı koruyan, sorgulayıcı toplum istemeyen, bir gerçeklikle de karşı karşıyayız" diyen Özmen, "Bunlar bizin için ciddi sorunlar ve bedelli ne olursa olsun sonuçları ne olursa olsun üzerine gideceğimiz noktalar. Ve bir yerde mücadele gerekçelerimiz Biz bir sistem olarak algılıyoruz. Bir sistemin problemi bu sistemi değiştirmek gerekiyor. Bu sisteme karşı mücadele etmek gerekiyor. Devlet ve toplumun uzlaşı noktasına dur demek gerekiyor" şeklinde belirtti.

'Genel olarak cinsel şiddet attırıldı ve yaygınlaştırıldı'

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) Başkanı Çiğdem Aydın, toplumda cinsel suçlarda bir artış olduğunu belirterek, " Geçen gün Adli Tıp hekimleri yaptıkları açıklamada eskiden 15 günde bir gelen vakaların şimdilerde ise her gün geldiğini belirtti. Bu toplumdaki kutuplaşma ile de ilgili bir şey. Özellikle son Anayasa tartışmalarında daha çok görüldü. İnsanların birbirine güveni kalmadı." dedi. Toplumda genel olarak yaygınlaştırılan şiddet kültürünün de özellikle kadına yönelik şiddeti körüklediğini söyleyen Aydın, Siirt'teki olayları dehşet verici bulduklarını ve bu durum karşısında insanın kelimeleri ifade edemediğini söyledi. Aydın, "Türkiye büyük bir ülke ancak yetebileceği yerde de çalışmamız gerekiyor. Tabi ki daha örgütlü olmamız gerekiyor. Yereldeki tüm kadınların bilgisine sahip olmamız gerekiyor. Bunun daha siste matize bir şekilde yapılması gerekiyor. Daha hızlı hareket etmemiz gerekiyor. Tecavüze karşı başlatılan kampanya için doğru bir zamanlama umuyorum çok ses getirecektir. Bu anlamda bizde destek olacağız. Fakat yasalar boş. Elbette kadınlar tecavüze dur desin ama bunun içinde pek çok destekleyici yasaya da ihtiyacımız var. Öncellikle kadınların güçlendirilmesine yönelik yasalara ihtiyacımız var. Yasaların bir yaptırımı olması lazım. İşin bu kısmını da gidermemiz gerekiyor" diye kaydetti.

'Çocuk istismarını önleyen yasalar yok'

Gökkuşağı Kadın Derneği üyesi Fitnat Durmuşoğlu, ataerkil sistemi sorgulanmadıkça kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün sona ermeyeceğini söyledi. Kadın hareketi olarak yıllardın mücadele verdiklerini söyleyen Durmuşoğlu, " Son olarak Siirt'te yaşanan olaylar bunun çocuklara kadar inmesi aslında devletin bir politikası sonucu. Dolayısıyla da bu özellikle yatılı bölge okullarında gelişen olayların, çocuk esirgeme kurumlarında gelişen olaylar araştırırken ve sorgularken aslında devletinde bakış açısını bu noktada sorgulamak gerekiyor. İktidarın bakış açısını sorgulamamız gerekiyor" dedi. Kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün bir kültür haline dönüştürüldüğünü ifade eden Durmuşoğlu, "Başbakan'ın 'Çok abartmayın' demesi ya da valinin 'kadınlar siyasetle uğraşacağına fuhuş yapsınlar' demesinin de altında bu erkek egemen düşünce yattığını düşünüyoruz. Kadınlara dönüm yapılan her türlü şiddetin önemsiz olduğunu düşünmekteler. Biz kadınlar aslında yaşamın her alanında şiddete maruz kalmaktayız. Ama özellikle bölgede yaşanan bu şiddet taciz ve tecavüz olaylarının aslında 30 yıldır süren savaşla bağlantısını çok iyi irdelemek gerekiyor" dedi. Durmuşoğlu, kadın hareketinin yıllardır sürdürdüğü mücadele sonunda Türk Ceza Kanunu'nda ve Medeni Kanunu'nda değişiklilikler yapıldığını ancak çocuk istismarı, taciz ve tecavüzlerine karşı yeterli yasal önlemlerin alınmadığını belirtti.

Sosyalist Kadın Meclisi üyesi Semiha Şahin ise, sorumluların biran önce kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirterek, insanın kanını donduran bir durumla karşı karşıya olduklarını söyledi. Şahin, olayın üzerini örtmeye çalışan devlet yetkilileri istifaya çağırdı.

Bu haber toplam 423 defa okunmuştur

 
ANKET
12 Eylül 2010'da yapılacak olan 'Anayasa Değişikliği Paketi' referandumunda tercihiniz ne olacak?