

Psikolog gözüyle maç özeti
MEHMET BASRİ ÇELİK (Psikolog) YAZDI:
Diyarbakırspor- Bursaspor maçı bir çok açıdan analizler açıktır; ‘futbol sadece futbol değildir’ sözü tam da yerine oturuyor bu maçta. Gerçi bu maçta ortaya çıkan olaylar daha önce gerek Diyarbakır’da, gerekse Türkiye’nin diğer illerinde de ortaya çıkmıştır. Maçtan önce tüm şehir siper olmuş bu maçı büyük heyecanla bekliyordu, peki ne oldu da öfke patlması oldu? Hangi duygular bu davranışa sebep oldu? Bu maç için yapılabilecek anlizler; spor, siyaset, felsefik, sosyoljik ve psikolojik boyutlarıdır. Ben kendi uzmanlığımdan ötürü işin psikolojik boyutuna değinmek istiyorum. Bu analizi yaparken en iyi açıklama biçimi olarak da öfke kontrolüyle açıklamaya çalışacağım ve öfke kontrolü olgularını tek tek elle alıp bu maç üzerinden analiz yapmak daha açıklayıcı olacağına inandığım için yazıyı bu formatta yazdım.
Öfke;
-temel duygulardan biri
(öfke; yemek,su,uyku gibi temel ihtiyaçlardan bridir. Diyarbakırspor taraftarınında öfkelenmesi gayet normaldir)
-tüm türlerde görülür
(yeryüzündeki bütün canlılar öfkelenir tıpkı Diyarbakırspor taraftarı gibi)
-sosyalleşme ile birlikte şekillenir
(belki bursa maçında sahaya taş atan kişileri tek tek ele aldığımızda emin olun kalablık bir kitlede değilde tek başına olsaydı Bursalı futbolcuya veya hakeme o taşı asla atmazdı çünkü kişi kitlenin etkisi altındadır)
-normalik düzeyi değişkendir
(Kimene göre bağırmak normal, vurup kırmak anormal, kimine göre ise sadece sesiz kalmak normal olabiliyor; yani kişiden kişiye öfke anlayışı değişiyor)
-belli bir düzeyde normal kabul edilir
(bir çok psikologa göre kişinin belli bir seviyeye kadar öfkelenmesini kabul edebiliyoruz)
-doğuştan geldiği
(psikolojik etkenli ama biyolojik kökenlidir)
-erken yaşlarda görüldüğü
(dikkat ederseniz bursa maçındaki tatsız olayların çıkış yaş ortalaması 12-20 yaş ortalamsıdır buda psikolojide ergenlik dönemine tekabül etmektedir, kişi bu dönemde kimlik yani kişilik bazında oturaklı olmadığından kararsızlıklar yüzünden kendini gerçekleştirmek için bu tür fedai eylemler gerçekleştirebilir.)
-cinsiyet farkları erken yaşlarda olmadığı
(ergenlik öncesi dönemde öfkede cinsiyet farkı yoktur fakat ergenlik ve sonrasında farklılık gösterbilir, ataerkil anlayıştan ötürü; kızlar içe kapanmayı ve utangaçlığı tercih edebilirken erkekler daha saldırgan olabilir bursa maçında olduğu gibi)
-daha çok sosyo-kültrel olarak beslendiği
(en önemli konu burası çünkü şidet kültürüyle yetişen birey ve toplumlarda, şidet gayet normal gözükür. Kişi daha önce şidette maruz kaldığı veya şahit olduğu için artık kişide şidetin ruhsal ve fiziksel anlamda pek caydırıcı gücü yoktur çünkü onun daha önce tadına defalarca bakmış veya şahit olduğu için şidette karşı duyarsızlık olmuştur yani şidet ortamı onu pek rahatsız etmez tıpkı bursa maçında olduğu gibi)(anti sosyal kişilik bozukluğu bu durumlardan ötürü ortaya çıkar)
NEDEN ÖFKELENİRİZ?
- Çıkmazda hissettiğimizde
(soruna çözüm üretilemediğinden, belki ilk maçta tff, bursaspora daha ağır bir ceza verseydi bu olaylar yaşanmaycaktı,çünkü taraftar kendini çıkmazda hissetti.)
- Anlaşılmadığımızı hissettiğimizde
(maalesef bu sorun tüm kürt coğrafyasında bulunmaktadır, çünkü kendini dil itibariyle anlatamayan kişiler çözümü şidette başvurarak arayabilirler,bunun temelinde de o dille hakim olamamak vardır, bursa maçında da şidete başvurma nedenlerden biride bu olabilir)
- Engellendiğimizde
(birilerinin kendi duygu ve düşüncelerimizi açıklamamıza izin vermemesi durumunda ortaya çıkabilir, bursa lobisin pkk dışarı,terörist gibi sloganarla olayı anlatmaya çalışıp sorunu terörize etmesi, şidet yol açmış olabilir. Diyarbakır ın kendini ifade edemeyişi olabilir)
- Tehdit algıladığımızda
(direk Diyarbakır ve diyarbakırsporu terörize ederek tehdit unusuru oluşturmak, şidete yol açmış olabiir)
- Benliğimize direkt saldırıldığında
(kendi doğrularımıza ve kişiliğimize hakeret edilmesi)
- Önemlilerimize saldırıldığında
(her toplumun önem arz ettiği temel yargıları vardır, annesi,memleketi,vatanı gibi bursa lobisinin diyarbakırı terörize etmeye çalışıp kendini haklı çıkarmaya çalışması ör; istiklal marşının ıslıklanlamsı ve böylece tüm türk kamoyununu arkasına almaya çalışmak. Diyarbakırlıların önemini küçük düşürmesi)
PEKİ BUNDAN SONRA NE YAPMAK LAZIM?
Öfkeyi yeniden yapılandırmak:
- DÜŞMANLIK BİR TÜR ÇÖZÜMLENMEMİŞ ÖFKEDİR.
(eğer ilk maçtan sonra bu sorun çözülseydi bu maçta istenmeyen olaylarla karşılaşılmayabilinirdi. Eğer bu problem çözümlenmese bu problem dahada uzayabilir)
- SALDIRGAN ÖFKE (SÖZEL VEYA FİZİKSEL) İFADE EDİLDİĞİNDE DAHA DA YOĞUNLAŞIR
(kişi kendini öfkeli bir şekilde tarif ettiğinde daha haklı olduğunu düşünür halbuki durum böyle değildir, bursa maçı olayalarından sonra diyarbakırspor ve Diyarbakır halkı daha bir zarar görmüştür)
- ÖFKE SADECE BENİM ÖZELLİĞİM VE BENİMLE İLGİLİDİR
(kişi kendisinin öfkeli bir karaktere sahip olduğunu kabul etmelidir. bursa maçından önce öfkelneceğini ve kendini tutamayacağından şüphelenen taraftarların maça gitmesi yanlıştır, çünkü o taraftar sadece kendisine değil takıma da zarar vermiştir)
- O HALDE;
- ÖFKEYİ KONTROL ETMEK BENİM ELİMDEDİR
- HER ŞEYİN SORUMLUSU SON DAMLA DEĞİLDİR
- KONTROL ETTİĞİN ÖFKEYLE GELİŞİRSİN
- ÖFKEYE İYİ YÖENETEBİLMEK DUYGUSAL GELİŞİMİ SAĞLAR
(bu anlayışla öfkenin değil bizim kendi öfkemizi kontrol etmemiz gerektiğini öğrenmeliyiz.)
Bana göre bu yazı bu maçın psiklojik boyutuydu, belkide maçtan önce 150-200 kişilik bir akil insan topluluğu oluşturulabilirdi ve bu insanlar düzenli bir dağılımla taraftar kitlesinin içine bırakılacaktı. Olabilecek bir tehlike durumunda müdahale edebilirdi. Hatta üstesinden gelemeyeceğini fark ettiğinde telefonla daha önemli merciye ulaşılıp olay büyümeden engel olunabilinirdi. Diyarbakır gerek demografik, gerek teknolojik ve gerekse metropol olarak çok hızlı şekilde gelişmektedir. Diyarbakır halkı bu trene binmek zorunda yoksa Bursa maçındaki gibi bunun altında ezilir. Kendimizi değiştirmek için çaba sarf etmeliyiz… Aşağıdaki söz özetliyor ne yapmamız gerektiğini…
“ÇABA SARFEDİLEN HER ŞEY DEĞİŞMEZ, FAKAT ÇABA SARFETMEDEN DE HİÇ BİR ŞEY DEĞİŞMEZ” (James Baldwin)















Yazarimiza tesekkurlerimizi sunuyoruz Amedten kucak dolusu sevgiler.......