

'Kürtler kararlarını vermeli'
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyon sürecinde en önemli sorunun Kürt sorunu olarak görüldüğünü ifade eden Nogueira, "Kürdistan kendi kararlarını vermediği sürece Türkiye AB'ye giremez" dedi.
Geçtiğimiz hafta Diyarbakır'da yapılan Demokratik Toplum Kongresi'ne (DTK) konuşmacı olarak katılan, 1999-2004 yılları arasında Avrupa Birliği Parlamenteri olarak görev yapan Galiçya doğumlu Camilo Nogeira, Kürt sorununun çözümüne ilişkin DİHA'ya değerlendirmelerde bulundu. Aktif olarak AB çapında faaliyet gösterdiği alanlardan dolayı ulusal sorun noktasında önemli birikimlere sahip olan Nogueira, Türkiye'nin Kürt halkına yönelik baskılarının kabul edilemez olduğunu, özellikle dil ve kültür konusunda yapılan sınırlandırmaların AB tarafından hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini söyledi. "Kürdistan halkı kendi kararlarını vermeli" diyen Nogueira, aksi taktirde Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda ve AB çerçevesinde umduğu desteği bulamayacağını ifade etti.
'Kürdistan bölmez, çünkü zaten sınırlar olmayacak'
Dört devletin sınırları nedeniyle bölünmüş olan Kürt halkının sorunlarının en kolay çözülecek ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Camilo Nogueira, tüm koşulları yerine getirerek AB'ye giren bir Türkiye'de Kürt sorunu nedeniyle ülkenin bölünmesi gibi bir problemin de ortadan kalkacağının altını çizdi. Nogueira, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kürt halkı İran, Irak, Suriye ve Türkiye arasında bölünmüş. Türkiye için Kürt halkının otonomiye sahip olması Avrupa Birliği açısından bakıldığında da daha kolay olur, çünkü zaten AB'de sınırlar yok. Yani bölünme sorunu yok. Gelecekte Kürdistan'ın diğer Kürt halkı ile birleşmesi durumu olabilir. Ancak şu an için konuşursak Kürt halkının otonomi kazanması için Avrupa Birliği fırsatından yararlanılabilir."
'Asker yönetime ortak olamaz'
AB içerisinde İspanya grubunun ve kimi diğer grupların Kürt sorunun çözümü noktasında önemli baskıları olduğunu söyleyen Camilo Nogueira, askeri vesayet probleminin de yine bu sorunla bağlantılı ama çok önemli bir problem olduğunu belirtti. Nogueira, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye'de çözülmesi gereken sadece Kürdistan problemi yok biliyorsunuz. Askeri vesayet de Türkiye açısından büyük bir problem. Türkiye'nin genel olarak demokratikleşme problemi var. Bu noktada şu da çok kesin. Türkiye ordu problemini de çözmeden AB'ye kesinlikle giremez. Çünkü AB'de güç sadece sivil yönetimlerdedir. Askerin yönetimde söz sahibi olması ya da yönetime ortak olması gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü ordu üyeleri sadece ülkelerin sadece devlet memurları gibidir. Tıpkı diğer memurlar gibi. Hiçbir ayrıcalıkları yoktur."
'Kürdistan'ın adı yok'
Türkiye'de uygulanan dil yasaklarına da değinen Nogueira, tüm bu uygulamaların demokrasi yokluğundan kaynaklandığını, Türkiye'de Kürdistan isminin telaffuz edilememesinin ya da son uygulamaların buna örnek teşkil ettiğini vurguladı. Nogueira, "Sizler konuşurken 'Kürdistan' diyemiyorsunuz. Askerlerin böyle bir tanımlamaya ve tanımaya karşı olduğunu biliyoruz tabii ki. İşte bu da AB için kabul edilemez bir durum. AB, en azından İspanyol delegeler açısından baktığımızda Kürdistan konusunda ciddi bir bilinç var. İnsanlar, özellikle İspanyollar politik olarak yardımcı olmak istiyor. Biz, Kürtler üzerine uygulanan baskıları tümüyle kınıyoruz. Ancak belki birkaç yıl öncesine göre durumun daha iyi olduğunu söyleyebiliriz" dedi.
Camilo Nogueira kimdir?
1999-2004yılları arasında Avrupa Birliği Parlamenteri olarak görev yapan Camilo Nogeira, Galiçya doğumlu. Avrupa Halkları Demokratik Partisi bünyesinde Avrupa Özgür İttifak çalışmasının yanında, Yeşil Parti Avrupa Federasyonu'nda da yer alan Nogueira, Galiçya'nın Endüstriyel Gelişimi Topluluğu'nun Proje ve Gelişme bölümü sorumlusu. Galiçya Sosyalist Partisi Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapan Nogueira, Avrupa parlamenterliği sırasında anayasal problemleri de irdeleyen çok sayıda çalışmaya da imza attı.
Nüfusu üç milyondan az olan Galiçya, 1981 yılında özerk statüye kavuştu. Bölgenin kendine has yönetimi, başbakanı, İspanya Parlamentosunda parlamenterleri, yine kendilerine ait okul, güvenlik, sağlık sistemleri ve bütçeleri var. Kendi dilleri olan Portekizceye çok benzeyen Galiçyaca ve İspanyolca resmi dil olarak kabul edildi. Galiçyalılar tüm bu haklarını anayasal garanti ile almalarına rağmen daha bağımsız bir sistem istiyor ve halen bunun için mücadele veriyor. / DİHA














