Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
21 Ocak 2009 10:51

Kaybettirdiğin zaman aşkına

Gerçek hayatta “deli” olan ben ve Don Kişot muyuz acaba? Sadece O ve benim karşıma mı çıkıyor bu engeller? Yoksa ben gerçekten deli miyim?

“Bilirim,
hele bir düşmeye gör hasretin hâlisine,
hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek,
yolu yok, Don Kişot'um benim, yolu yok,
yel değirmenleriyle dövüşülecek.”

(1947 / Nazım Hikmet)


Kendimi Donkişot gibi hissediyorum. Hani büyük aşkı Dülsinya'sına kavuşmak için maceralara atılan, yel değirmenleri ile savaşan, kendini kahraman sanan; Cervantes'in kitabının başkarakteri gibi… Karşısına çıkan her engeli düşmana benzeten, Dülsinya'sına ulaşmak için elinden geleni ardına koymayan “deli” Don Kişot gibi…

Gerçek hayatta “deli” olan ben ve Don Kişot muyuz acaba? Sadece O ve benim karşıma mı çıkıyor bu engeller? Yoksa ben gerçekten deli miyim? Peki, akıllı olan kim? Sen mi?

Yok, ben büyütüyor olamam. Benim karşıma da çıkıyor engeller. En büyük engelim sensin ya, neyse. Belimi büktüklerini, sesimi kıstıklarını, kolumu kanadımı kırdıklarını hissediyorum bu engellerin. Ben yaratmıyorum onları, arkadaşım Donkişot gibi kendi kafamdan. İnan toparlanmaya çalışıyorum her seferinde, uzatıyorum elimi sana doğru, çok uzakta olmalısın ki tutamıyorsun beni… Çekemiyorsun sana doğru.

Don Kişot aşamamıştı ama, ben aşıyorum yel değirmenlerini, yeniyorum birer birer tüm engelleri. Ya da aştığımı, yendiğimi sanıyorum belki. Atlıyorum bir otobüse, gitmem gereken yüzlerce kilometre yol var biliyorum, mevsim kış, yolun yarısında kar kapatmış yolları. “Olsun” diyorum, “olsun, ben yolda olayım da varsın kar, yel değirmeni gibi önümde dursun, kapatsın yolumu, hiç erimeyecek sansın kendini”…

Yolculuk boyunca seni düşünüyorum. Oraya vardığımda bıraktığım gibi bulacak mıyım seni? Keşke ufacık bir şey olsaydın da sen, oradan ayrılırken kapatsaydım seni bir çekmeceye. Ve döndüğümde her şeyi yerli yerinde bulabilseydim. Ya da giderken seni de alıp cebime koyabilseydim, özledikçe cebimden çıkarıp öpebilseydim keşke… Bak yine delirmeye başladım galiba, yine yitiyor aklım sen girince içine…

Hayat sana kavuşmamam için en başta seni, sonra karı çıkartıyor karşıma. Sen de “gelme” diyorsun biliyorum, “gelme, beklemiyorum seni” diyorsun ama, geliyorum işte. Elimde 4 dakikalık bir kum saati ile hem de. Hani tüm zamanımız birlikte geçsin diyerek almıştık seninle. Yine zamansız geliyorum biliyorum, ama deliyim ya ben, elimde yitirdiğimiz zamanı getiriyorum. Deli deli düşünüyorum yine. Seni ne kadar görebileceğimi, daha doğrusu görüp göremeyeceğimi bile bilmiyorum. 4 dakikalık kum saatini kaç kez ters çevirebileceğim acaba yanında? Ve sana anlatabilecek miyim, senden ayrı geçen kum saatinin her bir kum tanesinin ömrümden neler çalıp götürdüğünü?
…

Niye açılmıyor bu yol diye düşünüyorum. Don Kişot nerede acaba? Beni bir O anlar galiba, kalan yolu yürüyerek mi gitsek?

İniyoruz arabadan, elimde kum saati, yanımda arkadaşım Don Kişot. Yürüyoruz sana doğru. O'nun Dülsinya'sı sizin orada oturmuyor ama, o bir kahraman, bana yardım ediyor. Gülüyorum.

Uzaklardan bomba sesleri geliyor, yine bir yerleri vuruyor; karı kırmızıya, gökyüzünü siyaha boyuyorlar. “Ah” diyorum, “ah, bizim düşlerimiz, gözlerimiz niye hiç maviye çalmıyor?” Korkuyorum.

Ne kadar yürüdük bilmiyorum. Yolun bilmem kaçıncı kilometresinde çığ düşüyor üzerimize. Ben şimdi çığın altından yazıyorum sana. Yalnız kar değil, yaşam çökmüş sanki üstüme. Beni anlayabildiğini sanmıyorum, son kez çeviriyorum kum saatini, oturtuyorum karın üstüne… Kar bizim üstümüzde… Ağlıyorum.

Düş bu ya, nasıl oldu bilmiyorum, kum saatinin üçüncü dakikasında çıkıyoruz karın altından… Kalan o 1 dakika içinde de vazgeçiyorum gelmekten; yoldan, kardan korktuğumdan değil. Gelmemi istememenden… Don Kişot'u da, kum saatini de alıp geri dönüyorum…

Bir dahaki sefere canım, bir dahaki sefere istesen de, istemesen de yanına geleceğim. Biliyorum.

“Susarak Özlüyorum…”

Elif Mutlu

Bu haber toplam 3875 defa okunmuştur

...
 // ayşee
yazını ilk kez okudum ama yazında kendimi buldum. bence herşey zamanında yaşanması gerekir.çok güzel yazın....
13 Şubat 2009 Cuma 13:05
başka telden
 // kralgevdan
sayın yazar ıcındekılerını yazman çok hoş.ama unutmamak gerek aşk üzerine çok ama çok şey yazılmış bu yazılanlar aşkı,aşk acısını asla hafifletmemiş sadece yarayı deşmiştir...unutma dıyorya LEYLA SEVMEK HOŞTUR AMMA MECNUN OLMAK BAŞKADIR BAŞKA unutma gıden gıtsın gıttığınde içindekı sevgını alamaz.cunku o sana aittir...içindekı o güzel aşkla kalman dileğiyle......
25 Ocak 2009 Pazar 11:21
aşk
 // vdt
valla don kişot yapmış yapacagını ama ulaşamamış oda benim gibi ama ne yapalım keder...keşke zaman gerçektende kum saai gibi olsaydı ben ona her seferinde daha fazla aşik olmak için hep ileri alırdım kum saatıni. ama sen ne kadar çevirsende kum saatini oda her seferinde sana asla geri gelmek istemez, YAHYA KEMAL'LİN dediği gibi DÜNYADA SEVİLMİŞ VE SEVEN NAFİLE BEKLER; BİLMEZ Kİ GİDEN SEVGİLİLER DÖNMİYECEKLER. BİR ÇOK GİDENİN HER BİRİ MEMNUN Kİ YERİNDEN,BİR ÇOK ENELER GEÇTİ;DÖNEN YOK SEFERİNDEN...
23 Ocak 2009 Cuma 19:58
 
ANKET
12 Eylül 2010'da yapılacak olan 'Anayasa Değişikliği Paketi' referandumunda tercihiniz ne olacak?