

DTP duruşmasında tanık şoku
Eski DTP'li tutuklu 46 kişinin yargılandığı Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde "Gizli tanık" olduğunu belirterek işkence ile ifade imzaladığını belirten Serdar Dalga'nın ardından, dün görülen 3. duruşmada da İsmet Tokay gözaltında "Gizli tanık" olması yönünde baskı gördüğünü belirtti. Tokay, "Bana 'kabul etmezsen bu suçlardan sen yargılanırsın' dediler. Ben kabul etmediğim için şimdi bana gösterilen suçlamalardan yargılanıyorum" dedi.
Şırnak'ta da kapatılan DTP'ye yönelik 17 Haziran 2009 tarihinde düzenlenen operasyonda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve aralarında Tüm-Bel Sen Cizre Temsilcisi Metin Fındık, Cizre Belediye Meclis Üyesi Faysal Sarıyıldız'ın da bulunduğu 46'sı tutuklu 62 sanığın yargılandığı davanın duruşmaları Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam etti. 19 Şubat'ta ilk kez hakim karşısına çıkan 61 kişinin "KCK Türkiye Meclisi'nde yer almak", "YDGM üyesi olmak", "Örgüt adına suç işlemek", "Örgüte eleman temin etmek" iddialarıyla 28 yıl hapis cezası istemiyle yargılandığı dava dosyasında, delil olarak ise gizli tanık, telefon görüşmeleri ve ortam dinlemeleri gösterildi. Görülen ilk duruşmada dosya kapsamında yargılanan Serdar Dalga'nın "Korkmaz" rumuzlu "Gizli tanığın" kendisi olduğunu fiziki ve psikolojik işkence sonucu imzaladığı ifadelerin tümünün asılsız olduğunu açıklamasının ardından dün devam eden 3. duruşmada savunma yapan İsmet Tokay da, "Gizli tanık" olması yönünde yoğun baskı gördüğünü mahkeme heyetine anlattı.
'İmza atmadığım suçlardan yargılanıyorum'
Silopi'de gözaltına alınarak emniyete götürüldüğünü belirten Tokay, istihbarattan olduğunu söyleyen bir kişinin yanına gelerek, kendisini sorguladığını ifade etti. Tokay şunları kaydetti: "Bana bazı isimler gösterdi. Beni tanıdığını, ailemin ekonomik durumunun kötü olduğunu, benimle ilgili her şeyi bildiğini söyledi. Onlara yardım etmem durumunda bana her ay 2 bin TL para vereceklerini söyledi. Benden 'gizli tanık' olmamı istedi. Bazı isimler gösterdi ve o isimlerin altına imza atmamı istedi. Benim gizli tanıklığı kabul etmem durumunda farklı bir isim takacağını söyledi. Ve altına imza atacağı kağıtta da bazı suçlar vardı ve suçların gösterdiği isimlerin üzerine atmamı istedi. Bunu kabul etmemem durumunda bu suçlardan cezalandırılacağımı belirtti. Tabi ben bunu kabul etmedim. Ancak iddianameyi okuduğumda kabul etmediğimi ve altına imza atmadığım suçların benim üzerime atıldığını gördüm. Ve pes doğrusu diyorum. Bu kadar da olmaz diyorum."
İddianameler gizli tanık üzerinden kurulmaya çalışılıyor
Tokay, kapatılan DTP'de 11 ay aktif olarak çalıştığını ve son seçimlerde meclis üyeliği için aday adayı olduğunu ifade ederek, 11 aylık süre içerisinde sadece seçim sürecinde yapılan etkinliklerin suç konusu yapıldığını dile getirdi. Önceki duruşmada "Gizli tanık" Sedat Dalga'nın da her şeyi itiraf ettiğini hatırlatan Tokay, "Cesur" isimli gizli bir tanığın da olduğunu sözlerine ekledi. İddianamenin gizli tanık üzerinden kurulduğuna işaret eden Tokay, seçim sürecinde yapılan Newroz kutlamaları, Silopi kayıplarının anması, Yahya Menekşe ile ilgili yapılan anma gibi etkinliklerin suç olarak gösterildiğini ancak tüm bu etkinliklerin partinin yasal etkinlikleri olduğuna dikkat çekti. Suçlamaları kabul etmeyen Tokay, tahliyesini istedi. Savunma yapan avukatlar ise iddianamenin "Gizli tanık" üzerinden kurulu olduğunu belirterek, gizli tanığın beyanı ile iddianame senaryosunun çöktüğünü söyledi.
'Korkmaz' kod adlı gizli tanık her şeyi itiraf etmişti
Davanın ilk duruşmasında dosya kapsamında yargılanan Serdar Dalga "Korkmaz" rumuzlu "Gizli tanığın" kendisi olduğunu açıklayarak, şunları kaydetmişti: "Hem fiziki hem de psikolojik olarak işkenceye maruz kaldım. Gizlik tanık yasasından yararlanabileceğimi ve kimliğimi saklı tutacaklarını söylediler. İlk defa böylesi bir durumla karşılaştığım için hem kendim için hem de ailem için kaygılandım. Bana daha önce benim gibi KCK dosyasında asılsız ifadeler veren Recep Sade'nin ifadelerine paralel olarak bir belge imzalattılar. Daha sonra savcılığa sevk edildim. Savcıya emniyette karşılaştığım kötü durumu anlattım. Ancak savcı da bana hakaret etti. Daha çok kaygılandım. Belgede geçen ifadelerimin hepsi asılsızdır. Benim ifadelerimden ötürü şu an bir çok kişi tutuklu. Vicdanen bunun ağırlığını kaldıramadığım bu durumu düzeltmek istiyorum. Yaptığım hem hukuken suç hem ahlaki açıdan etik değildir. Bana zorla imzalattırılan ifadelerin tümü gerçek dışıdır. Suçladığım bütün isimler legal düzeyde faaliyet yürüten insanlardır. Ayrıca beni bu duruma sokan Şırnak Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ndeki polisler ve Şırnak Savcılığı hakkında suç duyusunda bulunuyorum." / DİHA














