Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
05 Mart 2010 Cuma 12:24

Demirtaş: Tutumumuz nettir

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, başta Kürtler olmak üzere demokratik kesimlerin verdiği mücadele ile sistemin bir tıkanma içine girdiğini ve yeni bir yapılanma ile ömrünü uzatmaya çalıştığını belirtti.

Anayasa tartışmaları konusunda partisinin tavrına açıklık getiren dile getiren ve bu konudaki temel beklentilerinin "demokratik özgürlükçü sivil bir anayasanın tümden yapılması ve hayata geçirilmesi" olduğunu ifade eden BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "Bugüne kadar AKP hükümeti Anayasa beklentilerini karşılayacak bir politik cesareti ortaya koyamadı. 2002 yılında iktidara geldiği günden beri sürekli topluma biz yeni Anayasa vaadi sunmasına rağmen anayasada bir kaç maddede değiştirme cesaretini bile gösteremedi" diye konuştu. Özellikle seçimlerden önce anayasa tartışmalarının başlatılmış olmasına işaret eden ve bu durumun "manidar" olduğunu vurgulayan Demirtaş, "AKP taktik olarak seçim zamanı halka anayasa paketini propaganda olarak sunma yolunu seçmiştir. Fakat bizler BDP ve demokrasi güçleri olarak anayasada yapılacak demokratikleşme girişimlerini ilkesel olarak zaten destekleyeceğimizi belirttik" dedi. AKP ile şimdiye kadar herhangi bir temaslarının bulunmadığını dile getiren Demirtaş, taleplerinin beli olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Her şeyden önce yapılacak her değişiklik kesinlikle demokratik bir düzenleme olmalıdır. Yani yargı reformu da olsa, parti kapatmalarda olsa, mutlaka demokratik bir standarda uygun olmalıdır. Bunu ötesinde partimizin öteden beri hassas olduğu konular var. Örneğin seçime doğru giderken seçim barajı, hazine yardımı, propaganda serbestisi, örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü gibi konularda mutlaka yasa değişikliği yapmak gerekecek. Bunlar anayasa değişikliğini zorunlu kılmıyor. Dolayısıyla bir anayasa reformu paketinin yanında bir yasa paketinin de mutlaka olması gerekir ki demokratik bir seçime Türkiye götürülebilsin ve oradan çıkacak bir meclis profili ile Türkiye daha güçlü bir yeni anayasa yapabilsin diye düşünüyoruz. Ama AKP'nin bu güne kadarki yaklaşımları ortaya koymuş olduğu geçmiş pratik umut verici olmadığı için doğrusu biz bu konudaki muhalefetimizi ve AKP ye yönelik eleştirilerimizi sürdürmeye devam edeceğiz."

'CHP ve MHP bu ülkeye ne kadar zarar veriyorsa AKP'nin yarım demokratlığı da o kadar zarar veriyor'

BDP'nin Meclis'teki, CHP-MHP ve AKP'den farklı bir çizgiyi temsil ettiğini, bir tarafa karşı dururken, diğer tarafa yaranmak zorunda olmadığını belirten Demirtaş, "Türkiye'de milliyetçi, ırkçı, ulusalcı dediğimiz bir kesim oluştu. Bunun karşısında iktidarı da şu anda elinde bulunduran muhafazakar bir kesim oluştu. Bu ikisi dışında radikal demokratlar diye tanımlayabileceğimiz ve bizimde içinde bulunduğumuz bir toplumsal kesim oluştu. Dolayısıyla biz arada bir yerde değiliz diğer iki taraf gibi ayrı bir gücüz, ne AKP ne de CHP, MHP'nin temsil ettiği bir toplumsal realiteni tam olarak içinde de değiliz. Zaten taleplerimiz de örtüşmüyor. Daha çok her ikisini de eleştiren, her ikisinin de yaklaşımlarını geri ve yetersiz bulan ve Türkiye'nin demokratik birliğini hedefleyen bir paradigmaya sahip olan ilerici kesimin Meclis'teki sözcüsüyüz biz aynı zamanda" diye konuştu. Kürtlerin, "radikal demokratik dönüşümü talep eden kesim içerisinde" yer aldığını vurgulayan Demirtaş, "AKP'den yana değilseniz demokrasiden yana değilsiniz" şeklinde bir intiba yaratılmaya çalışıldığını belirterek, "Bunu söyleyen bir takım libaraller fena halde yanılgı içerisindeler. Türkiye'de demokratlığın kıstası, kriteri AKP'ye yedeklenmek olmamalıdır. Liberaller de demokratlar da kendini artık bu dar kalıptan kurtarabilmelidir. Yani CHP-MHP bu ülkeye ne kadar zarar veriyorsa AKP'nin de yarım demokratlığı bu ülkeye o kadar zarar veriyor. Dolayısıyla her iki kesiminde eksik duruşuna karşı ciddi bir eleştiri getirmeyen, sorgulamayan bir duruş içerisinde olursanız demokratik mücadeleye hizmet etmiş olmazsınız. Bu nedenle biz arada ortada bir yerde değiliz ayrı yerdeyiz. 3'üncü ve en büyük dinamik gücüz" diye konuştu.

Azıcık demokrasiye razı olmayız daha fazlasını istiyoruz

"Şimdi AKP biraz demokrasi istiyor CHP, MHP o biraza da karşı. Biz birazı asla kabul etmiyoruz. Çok fazlasını istiyoruz. Durumumuz kabaca budur" diyen Demirtaş, "Bu nedenle biz AKP'nin yapacağı azıcık demokrasi anlayışını kabul etmek zorunda değiliz mahkumda değiliz" dedi. AKP'nin yargıyı kontrol altına alma girişimine asla "evet" demeyeceklerinin altını çizen Demirtaş, "Bu konuda AKP'ye BDP asla destek vermez. Bunun bilinmesi lazım" dedi. Değişikliğe "farklı kültürler, din ve inançların bir arada ve demokratik bir ilişki çerçevesinde yaşamasını kolaylaştıracak düzenlemeler yapılması" koşuluyla destek vereceklerini belirten Demirtaş, "İlla destekleme ihtiyacı içinde hissetmiyoruz kendimizi. Yani AKP'yi desteklemeyince otomatikmen CHP, MHP cephesine yani statükocu cepheye düşmüş olursunuz şeklindeki eleştiriler son derece yanlıştır, haksızdır. BDP bu her iki kesimide demokrasiye hizmet etmeyen ve demokrasi anlayışlarını yetersiz gören bir noktadan eleştirerek toplum için radikal bir demokrasi talebindedir. Daha fazla demokrasi talebinde bulunduğu için ayrı bir noktadadır" dedi. Demirtaş, bu konudaki yaklaşımlarını önümüzdeki günlerde topluma daha iyi anlatmaya çalışacaklarını ve HSYK ve yargı üzerinden yapılmak istenen bir değişikliğin yetersiz olduğu konusunda görüş bildireceklerini söyledi. Demirtaş, bu konuda gösterdikleri tavrın da AKP üzerinde bir basınç oluşturmaya başladığını belirterek, "Biz AKP'ye yedeklenen bir politikayı bu güne kadar asla benimsemedik. Bundan sonrada BDP, AKP'ye yedeklenecek bir tutum içerisine asla girmeyecek. Tam tersine yapacağı muhalefetle AKP'ye yön veren iktidarı zorlayan bir tutum içerisinde olmaya devam edecek" dedi.

'Sistem ömrünü uzatmaya biz ise demokratikleştirmeye çalışıyoruz'

Son dönemlerde yargı-hükümet, ordu-hükümet arasında yaşanan tartışmaları değerlendiren ve bunu "1920 sonrası ilk defa Türkiye bu kadar derin bir yapılanma sürecine giriyor" sözleriyle dile getiren Demirtaş, bu yapılanmada istedikleri gibi demokratik bir toplum ve devlet yapısının ortaya çıkma ihtimali görünmediğini söyledi. "Bu ancak bizim sürece müdahil olmamızla mümkün olabilir" diyen Demirtaş, "Çünkü biliniyor ki 1920'lerde Türkiye şekillenirken Cumhuriyet kurulurken tekçi anlayış üzerine kuruldu" dedi. Sistemin tıkanmış olduğuna işaret eden Demirtaş, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla bu yenilenme kendini reorganizasyona tabi tutma sürecinde bizler müdahil olmazsak yine dışta kalacağız ve sorunlar, sıkıntılar devam edecek. Statüko kendini biraz daha revize etmiş haliyle biraz daha yaşamını uzatmış olacak. Bu nedenle bizim duruşumuz, radikal tutumumuz belirleyici olacaktır. Biz yeniden dizayna evet diyoruz. Fakat bizleri dışında tutan bir düzenlemeyi asla kabul etmeyeceğiz ve bunun sorunları gelecek nesillere taşıma anlamına geleceğini de ifade etmeye çalışacağız. Şu anda statüko kendi içerisinde bir uzlaşma arayışı çabasında görünüyor. Yani Türkiye'nin demokratlarıyla, Kürtleriyle, Alevileriyle, solcularıyla, Müslümanlarıyla bir uzlaşma yerine kemalist elitler, statükocular ile muhafazakar elitler, bir uzlaşma arayışı içerisine girmiş durumdalar. Bizim bu uzlaşmanın sağlanıp halklar aleyhine bir sonuç yaratmasına izin vermememiz lazım. Aslında dikkat edilirse yaşanan bu gelişmeler Kürt sorunundan öyle çok bağımsız gelişmeler değil, yani Kürt hareketi neredeyse 20 yıldır bu tespitleri yapıyor. Yani sistemin rejimin tıkanmayla yüz yüze olduğu yürüyemeyeceği ve bir gün gelecek ve rejim kendi içerisinde kendini yemeye başlayacak tespitlerini aslında çok uzun yıllardır yapıyoruz. Kürt hareketi bu tespitleri herkesle paylaşıyor. Dolayısıyla bu gelinen nokta Kürt sorununun yarattığı bir zorlamanın etkisidir. Şu anda eğer yargı, ordu, statüko kendi içerisinde bu kadar tıkanıklık yaşıyorsa Kürt hareketinin yarattığı zorlamanın etkileridir bunlar. Bu gün eğer Türkiye'de Kürt hareketi olmasaydı, şu anda sistem kendini bu şekilde tıkanmış ve zorlanmış hissetmeyecekti. Belki çok daha uzun yıllar halkın üzerinde despotik bir yapı olarak varlığını sürdürmeye devam edecekti. Ama başta Kürtler olmak üzere Türkiye demokrasi güçlerinin yürüttüğü mücadele sisteme artık bir yerde dur dedi ve nefes alamaz hale geldi."

Bu haber toplam 3794 defa okunmuştur

siz ne istiyorsunuz
 // can bat
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır....
05 Mart 2010 Cuma 13:31
En Kötüsü
 // nbnm
Devlet bütün organizasyonunu Kürt harektine karşı düzenlediğine;iktidarın kim olacağı da böyle belirlendiğine göre,şu an iktidarda hangi parti varsa,Kürtler için en kötüsü de odur.Yani devlet,Kürtleri en iyi kim durdurabilir diyerek,Akp'yi iktidara getirdi.Öyleyse,Kürtler için en kötüsü Akp'dir....
05 Mart 2010 Cuma 12:40
yarım demokrat bulmakta zordu
 // mamo
chp ve mhp demokrasiyi rafa kaldırdıda akp enazında yarım demokrat diğerlerinden iyidir. bunu bile bulmak zordu sayın demirtaş....
05 Mart 2010 Cuma 12:40


 
ANKET
12 Eylül 2010'da yapılacak olan 'Anayasa Değişikliği Paketi' referandumunda tercihiniz ne olacak?