

Cezaevi
Hakkari'de iki aile arasında yaşanan bir husumetten dolayı mağdur olduklarını belirten bu okuyucumuz yazdığı mektubunda, başta biz gazeteciler olmak üzere memleketin seçilmişlerinden atanmışlarına sitem ederek, "Ne yapmalıyız?" diye soruyor. Yüksekova Haber'e gelen bu okuyucu mektubunu olduğu gibi yayınlıyoruz:
ÖZER ÖZER YAZDI:
- CEZAEVİ -
Aslında bakmayın başlığın cezaevi olduğuna, biz cezalandırılmadık.
Biz yarı açık bir cezaevinde yani evlerimizde, yumuşak yastık, sıcacık yataklarımızda kalıyoruz.
Biz kendimize bir ceza verdik.
Bir kişinin yaptığı bir kuruma ve aileye mal edilmez.
Hakkari’de hiç kimseden ses çıkmıyor. Herkes sessiz kalıyor.
Ona da boş ver dedik.
O da ne meclise gönderdiklerimiz de sessiz kalıyor.
Yahu kardeşim hiçbiriniz bu olayın önünde durmayacak mısınız?
Kan mı aksın istiyorsunuz?
Bu memlekette tanınan aileler mağdur oluyor, olayların büyümemesi için 2 aydır evlerinden çıkamıyorlar, işlerine gidemiyorlar.
Yoksa siz de mi kan davasından yanasınız, siz de mi bu memlekette huzursuzluktan, kargaşadan yanasınız?
Umarım ve diliyorum ki öyle değildir.
Ve siz sayın haberciler, gazeteciler siz de istiyor musunuz?
Hakkari’de iki aile birbirine girmiş, 5, 10 ya da 15 yaralı veya ölü olsun, manşetten haber olsun ister misiniz?
Eminim ki sizde istemiyorsunuz.
O halde bir şeyler yapın.
Nereye gidelim, kime başvuralım?
Dava açıldı, belki gelecek seneye sonuçlanır.
O zamana kadar biz ne yapalım, işlerimizden atılmayı mı bekleyelim?
Ne yapalım?
Takıp belimize silahı, meydana çıkıp; “Heyyt ulan, çıkın karşımıza neden bize sahip çıkmıyorsunuz? Biz size bunun için mi oy verdik, biz size bunun için mi değer verdik?” mi diyelim?
Ne yapalım, size soruyorum?














