

Bir kırılma noktası mı?
N. MEHMET GÜLER / n.mehmetguler@hotmail.com
Avrupa, onuru ve varlık gerekçeleri için direnen Kürt halkının yayın kuruluşlarına saldırıyor... Türkiye seçilmiş belediye başkanlarını, parti yöneticilerini tutukluyor, ikisi de kelepçeliyor. Belçika terör timleri ellerini kelepçelediği Kürt gazetecileri ROJ TV stüdyolarının kafeteryasında bekletiyor. Türkiye adliye önünde bekletiyor, elleri kelepçeli... Türkiye’de Belediye binalarına, makam odalarına giren polislerin yüzü açık, Roj TV ve KNK’ ye saldıran polisler kar maskeli. Türkçe konuşuyorlar. Belçika Federal savcısı açıklıyor, “Türk polisi değil Türk asıllı polisler”miş…
Yüzü kar maskeli Belçika terör timleri arama yapma bahanesi ile yayın araçlarını tahrip ediyor, gazetecileri darp ediyor, yaralıyor yani saldırı var ve söz konusu olan bir TV kanalı, askeri karargâh değil!
Bağlantılı olduğunu düşündüğüm olaylar, peş peşe son dakika haberi ile gündeme düşüyor. Nabucco projesi kabul ediliyor, zamanlama tesadüfüne bakar mısınız? Geç saatlerde beklenen şok haber geliyor; ABD temsilciler Meclisi “Ermeni yasa tasarısını kabul ediyor”.Satranç tahtasında taşları hareket ettiren esas aktörler küresel bir çekişmenin hamlelerini yapıyor. Türkiye kullanılıyor. Dışişleri Bakanı Davutoğlu Belçika’yı kutluyor. Neden? Daha önce TBMM’de milletvekilliği yapan iki isminde aralarında olduğu Kürt siyasetçilerini, Türkiye’de onlarca yıl ceza aldıkları için geri dönemeyen ve sürgünde gazetecilik yapan Kürtleri gözaltına aldığı için mi? Kürtlerin en çok izlediği ve sahip çıktığı TV kanalının stüdyolarına Terör timleri saldırdı diye mi? Utanç verici değimli? Bir zamanlar Türkiye ile herhangi bir ülkenin futbol maçında Türkiye’nin karşısındaki takımı desteklemek gibi…
PKK 1999 yılına kadar tüm dış faaliyetlerini Türkiye’yi zayıflatmak üzerine kuruyor. Özellikle Avrupa, PKK ile Türkiye arasındaki çatışmalardan en çok yararlanan güç oluyor. Öcalan bunu fark ediyor ve duruma son veriyor. Ama AKP hükümeti ile Türkiye tehlikeli kulvarlara geri dönüş yapıyor. Kürt sorununu çözmek yerine; boyunu aşan küresel hesaplar içine giriyor ve her şeyi kullanır hale geliyor. Kürt sorununu, Türkiye’nin pozitif hukukunu, kurumlarını… Her şeyi kullanıyor, pazarlıyor ve satıyor.
Belçika’nın, Türkiye’de Milletvekilliği yapmış ve halen vatandaş olan insanlara “terörist” muamelesi yapmasının neresi onur verici? Bu nasıl mantıktır. Bu ne düşmanlaştırma politikasıdır? Taşların hareket denklemine bakın, Nabucco imzalanarak AB sürecinde “kararlılık” tutumu kesinleştiriliyor. Rusya konusunda ABD’ye garanti veriliyor. “Ermeni Yasa Tasarısı” Temsilciler Meclisinde kabul edilince saldırı başlıyor.
Bu dünyanın adaleti, tersyüz edilmiş! Kürtler kendi dilleri ile ancak Avrupa’larda yayın yapıyor. Ermeniler katledildikleri halde, tarih tahrif edilerek bellekleri silinmeye çalışılıyor. Dünya bu gerçeği kabul etmede bile reel politik sebeplerle zorlanıyor ve AKP bütün dengeleri hesaplayarak yararlanmaya çalışıyor. En ağır fatura yine Kürtlere çıkarılıyor. Kürt hareketi Roj TV ile var olmadı, onunla yok olmaz da! Ama aşırı bir yüklenme var, bunu dayatan da AKP’dir. Adeta isyan halindeki bir halkı, isyan ettirmeye çalışıyor. Çözümü, barış olasılığını, birlikte yaşam olanağını ortadan kaldırılmaya çalışıyor. Bu sürece Kürtler kadar gelecekleri tarikatçı, “ılımlı İslam” hükümeti tarafından karartılan Türklerin karşı çıkması gerekiyor.
Davutoğlu AKP Dışişleri bakanı gibi davranıyor… Çok açık. Aşırı yüklenme AKP’yi bir eşiğe getirdi nihayet; ABD ve İsrail’den bir kesimin destek avantajını kullanarak küresel hesaplar yapan AKP, her kesimi şaşırtan “fazla cesur” adımlar atıyor, ne var ki, vizyondan yoksundur ve toplumları geri değerlere hapsetmesi imkânsızdır. Sonuç; kırılma noktasına en yakın zaman akışındayız.














