Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
21 Temmuz 2010 Çarşamba 14:54

Bir ayda 23 intihar girişimi

Şanlıurfa'da son 1 ayda 23 kadın intihar girişiminde bulunurken, son 5 gün içinde ise 7 kadın intihar girişiminde bulundu.

Şanlıurfa Kadın Platformu Sözcüsü Zeliha Açıkyıldız, yaşanan intiharların yıllardır bölgede süren çatışmalı sürecin neden olduğunu belirterek, bu sürecin kadınlarda travma yarattığını söyledi. BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, "İntiharların da, şiddetin de, cinayetlerin de temelinde devletin erkekle kurduğu ittifak yatıyor" dedi

Kadın intiharlarıyla gündemden düşmeyen Şanlıurfa'da son dönemde artan intiharlar dikkat çekiyor. Bir dönem kadın intiharlarının yoğun yaşandığı Batman'da 2000 yılında resmi kayıtlara göre beş ayda yaklaşık 30 civarında kadın "intihar" ederken, Şanlıurfa'da son bir ay içinde resmi kayıtlara göre 23 kadın intihar girişiminde bulundu. Son 5 gün içinde toplam 7 kadın intihar girişiminde bulunurken, bir aylık kadın intihar bilançosu ise kaygı verici boyuta ulaştı. İki gün önce Şanlıurfa merkezde 2, Akçakale'de 2, Birecik'te 1, Ceylanpınar'da 1 ve Hilvan'da 1 olmak üzere toplam 7 kadın intihar girişiminde bulundu. Emniyet ve jandarma bölgelerinde resmi kayıtlara geçen son intihar girişimlerinin nedeni genellikle ailevi sorunlar gösterildi. Kayıtlara göre, İpekyol Mahallesi'nde 20 yaşındaki Sabiha Günek isimli genç kadın ailevi sorunlardan olduğu ileri sürülen sebepten kaynaklı ilaç içmek suretiyle, 15 yaşındaki Fatma Çalağır yine ilaç içerek yaşamına son vermek istedi. Akçakale'nin Hürriyet Mahallesi'nde 29 yaşındaki Ayşegül Çölkesen henüz nedeni tespit edilemeyen sorunlardan kaynaklı ilaç içmek suretiyle yaşamına son vermek isterken, Atatürk Mahallesi'nde ise 26 yaşındaki Sevgi ve 23 yaşındaki Fatma Dan babalarının kendilerine kötü davrandığı için intihar girişiminde bulundu. İntihar girişiminde bulunan 7 kadının da il ve ilçe devlet hastanelerindeki tedavileri sürüyor.

'Kirli savaş kadın trajedisinin nedenidir'

Artan kadın intiharlarının kaygı verici boyuta ulaştığını belirten Şanlıurfa Kadın Platformu Sözcüsü Zeliha Açıkyıldız, "Bölgede süren kirli savaş toplumda bir travma yaşatıyor. Bu travmanın etkisi altında kalan kadın büyük zorluklar yaşıyor ve bazen ölüm tercihine kadar gidebiliyor" dedi. Geleneksel kültür ve aşiretçiliğin devlet tarafından bilinçli bir şekilde sürdürüldüğünü ifade eden Açıkyıldız, "Buda kadının tek ret seçeneği olarak yaşamına son vermeyi tercih kılıyor. Yoğun yaşanan işsizlik, toplumsal bir bunalım yaratıyor ve bu bunalıma maruz kalan ailelerde şiddet ön plana çıkıyor. Kadının maruz kaldığı şiddetten sonra sığınacak bir devlet bulamıyor. Sığınma evlerinin yetersizliği ve kısa süreli barındırma gerçekleştirmesi kadını çaresiz bırakıp ölme arzusuna götürebiliyor" dedi. Kadının evden çıkarılmadığını ve çıktığı her alanda da şiddet, taciz, tecavüz ve hakarete maruz kaldığını söyleyen Açıkyıldız, TBMM çatısında dahi durumun değişmediğini, BDP Milletvekili Emine Ayna ve CHP Milletvekili Güldal Mumcu'ya yapılan hakaretlerin haklı gösterildiğini ifade etti. Açıkyıldız, çözüm için hükümetin pozitif ayrımcılığı hukuki bir temele kavuşturması, işsizliğin aşılması için gerekli politikaların hayata geçirilmesi, Kürt illerinde iç barışın tesis edilmesi ve kadını toplumsal alana çıkarabilecek eğitim koşullarının sağlanması gerektiğini belirtti.

'Erkeklerin bilmek istemediği başka intihar nedenleri var'

Psikolog Abidin Balkan, erkeklerin intiharların nedenlerini göçten kirli savaşa, yoksulluktan kadınlar üzerindeki geleneksel baskıya pek çok nedenle açıklamaya çalıştıklarını, duymak ve konuşmak istemedikleri diğer gerçeklerin ise intiharların asıl nedenleri arasında ilk sırada olduğunu belirtti. Kadın mağdurların anlattıklarının çok farklı olduğunu söyleyen Balkan, "İntihar denilen olguyu iki şekilde ele alabiliriz. Birincisi kadının çeşitli nedenlerle intihara sürüklenmesidir. Bu biçimdeki intiharların altında yatan en önemli nedenlerden biri 'ensest' iken diğeri geleneksel feodal yapıdır. 12-13 yaşından itibaren bir kız çocuğunu babasının ya da ağabeyinin yanında yöresinde, kucağında göremezsiniz. O yaştaki çocuk bile, çoğuna göre artık cinsel bir nesnedir çünkü. Kendi kızına ya da kardeşine böyle bakan biri elbette, yakınındaki en ulaşılabilir kişiye, yani kızına ya da kardeşine ya da yeğenine cinsel ihtiyacını gidereceği bir nesne olarak da bakacaktır" dedi.

'Kadınlar öldürülmüyor, intihara zorlanarak öldürülüyor'

Diğer çarpıcı olgunun ise intihar gibi gösterilen töre cinayetleri olduğuna vurgu yapan Balkan, şöyle devam etti: "Yani aslında intihar etmiyorlar, çeşitli fiziksel ve psikolojik baskılarla kendilerini zehirlemeleri, asmaları ya da vurmaları sağlanıyor. Yasal işlemlerden kurtulmak ve başlarını belaya sokmamak için buldukları bu 'akıllıca çözüm' intiharları arttırıyor. Bilgi, kadının yaşamına yönelmiş ölümcül bir tehdit olarak işlev görüyor. En acıklısı da bu gerçek, bölgedeki resmi görevlilerce de bilinmesine rağmen üzerine gidilmiyor ya da gidilemiyor." Balkan, Batman'da yapılan araştırmaları örnek göstererek, "14 yaşında biriyle evlenmeye zorlandı. Adam sabıkalı biriydi. İmam nikahıyla evlendirildi. Ve hamile kaldı. Adamın ağır şiddetine maruz kalıyordu, dayak, işkence hepsi vardı. Dayanamayınca kaçıp ailesinin yanına geldi. Aile için kocadan ayrılmak, o... olmakla eş değer. Kocası da zaten artık istemiyor. Şimdi kızı böcek ilacı içip intihar etmeye zorluyorlar. Bir yıl önce de kız kardeşini sadece telefonla bir erkekle konuştuğu için bir hafta odaya aç susuz hapsedip inanılmaz baskı yaparak, böcek ilacı içmeye zorladılar. Kız sonunda ağabeyinin verdiği böcek ilacını içmek zorunda kaldı ve öldü" dedi.

'Devletin erkekle ittifakı var'

BDP Milletvekili Sevahir Bayındır ise, kendisinin ve BDP'li milletvekillerinin defalarca kadının yaşadığı sıkıntılara ilişkin araştırma ve soru önergesi verdiklerini, ancak verdikleri hiç bir önergenin meclis gündemine getirilmediğini belirtti. Devletin en asli görevinin vatandaşının can güvenliği olduğunu söyleyen Bayındır, devletin kadına biçtiği statünün kadın trajedisinin nedeni olduğunu vurguladı. Bayındır, "Kadınlar sosyal, ekonomik, siyasal anlamda mağdur ve mahrum durumda. Devlet kadına yaşadığı sıkıntılar konusunda destek olmuyor. Sığınma evleri yok. Onu sosyal anlamda yaşamını devam ettirebileceği imkanlardan mahrum bırakıyor. Bu da erkeği kadın üzerinde her tür tasarruf hakkını kullanmaya itiyor. Devlet erkekle ittifak halinde kadını her anlamda mağdur ediyor. İntiharların da, şiddetin de, cinayetlerin de temelinde devletin erkekle kurduğu ittifak yatıyor" dedi./ DİHA

Bu haber toplam 600 defa okunmuştur

neden
 // torkut
Değerli yorumcumuz, tüm görüşlere eşit mesafede durmakla birlikte; küfür, hakaret, aşağılama vb. içeren, toplumsal hassasiyetleri zedeleyici nitelikteki yorumları yayınlayamıyoruz. İlginize teşekkür ederiz. Saygılarımızla!...
21 Temmuz 2010 Çarşamba 22:18
 
ANKET
12 Eylül 2010'da yapılacak olan 'Anayasa Değişikliği Paketi' referandumunda tercihiniz ne olacak?