- Üye Girişi
- Firma Rehberi
- Seri İlanlar
- Arşiv
- Faydalı Linkler
- Sitene Ekle
- Ana Sayfam Yap
- Favorilerime Ekle
- Radyo
- Sohbet
- İletişim
- Künye
- Mobil

Berçelan'daki barış nöbeti

Barış İçin Kadın Girişimi'nin çağrısıyla başlatılan kadınların 'Sıfır Noktasında Barış Nöbeti' eylemine Ankara Kadın Platformu'ndan 20 kadın katılıyor. Başta İstanbul, İzmir, Diyarbakır ve Ankara olmak üzere birçok kentten 7 Ağustos'ta yola çıkacak olan kadınlar, 9 Ağustos'ta Hakkari'nin Berçelan Yaylası'nda buluşacak.
Ankara'dan eyleme katılacak olan bazı siyasi parti, sivil toplum örgütü ve sendika temsilcisi kadınların Kürt sorununun çözümü ve bu yönde yapacakları eyleme ilişkin görüşleri ise şöyle:
SES Genel Başkanı Bedriye Yorgun:
Savaş ortamından en çok etkilenenlerin çocuklar ve kadınlar olduğunu biliyoruz. Türkiye'de 40 bin insanın yaşamına mal olmuş bir süreci yaşadık. Çocuklarımızın ölmemesi için kadınlarımızın ve bütün bir toplumun rahat yaşaması için savaşın son bulması gerekiyor. KESK ve SES insan yaşamını ve insanı yaşatmayı savunan bir emek örgütüdür. Biz emek ve demokrasi mücadelesini bütünlüklü olarak yürüten ve hayata geçiren bir örgütüz. Yine savaş halk sağlığı sorunudur. Halkın sağlığının yerine gelmesi için savaşın son bulması gerekiyor. Kürt sorunun çözümü için yaşanan bu süreçte herkesin, kadınların, çocukların, örgütlerin sözünü söylemesi ve eylemini gerçekleştirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz bugüne kadar her zaman silahlar sussun, savaş olmasın, operasyonlar dursun dedik. Barış ortamının kalıcı bir şekilde tesis edilebilmesinin de koşulu olarak ellerin tetikten çekilmesi gerekiyor. Operasyonların olduğu bölgeye kadınlar olarak sözümüzü söylemeye, kalıcı barışın tesis edilmesini haykırmaya gidiyoruz.
Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) MYK Üyesi Yeşim Ergün:
En büyük isteğimiz Türkiye'de barışın yolunun açılmasıdır. Biz 25 yıldır savaş ortamında yaşıyoruz. Kadınlar olarak en büyük talebimiz artık acıların son bulmasıdır. Hem savaşı yaşamış kadınlar, hem de savaşa tanıklık etmiş kadınlarla duygularımızı paylaşmak istiyoruz. Operasyonlar durdurulsun, barışın yolu açılsın. 17 bin faili meçhulün hesabı verilsin. Bunun dışında da karşılıklı halklar arası diyalog yolu açılsın ve muhataplar belirlenmiş olsun. Bu noktada hem bizim yaşamış olduğumuz travmaların hesabı verilsin, hem de bu doğrultuda demokratik haklarımız anayasal güvence altına alınarak, barışın kalıcı olması için bazı önlemler alınsın.
Emekçi Hareket Partisi (EHP) Ankara İl Yöneticisi Tuğçe Tüfekçi:
Berçelan'da Kürt sorununda kadınların çözücü özne olduğunu ve savaşı kadınların durduracağını biliyoruz. O yüzden biz oradaki kadınların ve insanların kendilerini tüm bu baskılardan bu dayatmalardan başka bir şekilde yaratabileceğini söylemeye ve bunu örmeye gidiyoruz.
Tüm Bel-Sen Genel Eğitim ve Basın Yayın Sekreteri Güler Elveren:
Son 25 yıldır devam etmekte olan savaş ortamında başta kadınlar olmak üzere, tüm insanlığın çektiği acıların, faili meçhullerin,ölümlerin tanığı ve mağduruyuz. Bizler artık çözüm istiyoruz. Yıllardır süren savaşın yarattığı baskı, şiddet, yokluk ve yoksulluk ortamından fazlasıyla etkilenen biz kadınlar bunca yıldır yitirdiğimiz binlerce insanın acısıyla kuruyan göz pınarlarımıza bir umut ışığı yakan bu sürecin, çözüm yolunda gelişmesi için cesur adımlar atılması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için 'artık yeter' diyor ve 8 Ağustos'ta çatışmaların en yoğun yaşandığı Berçelan yaylasına çıkıyoruz.
Feminist-Biz Aktivisti Gülşen Ülker:
Son dönemlerde Kürt sorununun çözümüne yönelik bir siyasal süreç yaşıyoruz. Bu süreçte çok şey söyleniyor. Ama dillere pelesenk olmuş içselleştirilmiş bir cinsiyetçilik de hissediliyor bu söylenenlerde. Örneğin bir 'Akil Adamlar Grubu'ndan söz ediliyor. Baktığımızda hakikaten bu sürecin aktörleri var. Gerçek kelimenin tam anlamıyla aktörleri var. Dolayısıyla biz kadınlar olarak zaten biraz da buradan hareket ettik. Çünkü Türkiye kadın hareketi Kürt sorununun demokratik yoldan çözümü, Kürt halkının hayat hakkı arayışını destek anlamında en büyük desteği en başından beri vermiş bir gurubuz. Feministler olarak bunu çok rahat söyleyebiliyoruz. Şiddetle, ataerkille, militarizmle, milliyetçilikle mücadele eden bir altyapımız var. Dolayısıyla bu süreçte kadınların sözünün duyulmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. İçişleri Bakanı bütün tarafların görüşünü almak istiyordu. Bu da bizim tartışacağımız bir şey olacak. Çünkü biz de bir tarafız ve sözümüzün dinlenmesini istiyoruz.
Kaos-Gl Aktivisti Sevim Özdemir
Türkiye'deki demokratikleşme süreci bir bütün olarak ele alınmalı. Kürt sorunu Türkiye'nin en temel sorunlarından biridir. Dolayısıyla bunun demokratik ve barışçıl çözümü tabi ki Türkiye'de ayrımcılığa uğrayan diğer kesimleri de ilgilendiriyor. Ataerkil, cinsiyetçi toplumda en çok ayrımcılığa uğrayan kesimlerden biri de kadınlardır. Öte yandan Kürt halkının yıllarca vermiş olduğu bir mücadele var. Bu mücadelenin de yanında olmak ayrımcılığa uğrayan kesimlerin görevidir.
Eğitim Sen üyesi Güldane Erdoğan:
Savaş doğası itibariyle şiddeti ve kıyımı üreten bir ortamdır. Savaş ortamında hiçbir şey yaşamaz. Doğa ve insan katliamı olur. Özellikle kadınlar savaştan daha çok etkileniyor ve savaşın yükünü daha fazla çekiyorlar. Biz kadınlar da çözüm gücümüzün olduğunu istiyoruz. Bu gücümüzü açığa çıkarmak için Türkiyeli kadınlarla bir araya gelip konuşarak, bu dokunuşları bu alışverişi daha da arttırarak ve kadınların asli unsur olarak çözümde yer almalarını istiyoruz.ANF































