Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
23 Haziran 2010 Çarşamba 08:17

20.yüzyılın tanığı 110 yaşında

Erzurum'un Karayazı (Geliyê Birezan) ilçesinin Güllü köyünde 1900 yılında dünyaya gelen ve 110 yaşında olmasına rağmen halen dimdik ayakta duran Mehmet Kizir...

Erzurum'un Karayazı (Geliyê Birezan) ilçesinin Güllü köyünde 1900 yılında dünyaya gelen ve 110 yaşında olmasına rağmen halen dimdik ayakta duran Mehmet Kizir, Birinci Dünya Savaşı, Ermeni Tehciri, Kürt isyanları ve yakın tarih konusunda sık sık vatandaşların başvurduğu bir canlı tarih örneği. Birinci Dünya Savaşının yaşandığı yıllarda Rusların Erzurum'u işgali esnasında Kayseri'ye giden bir ailenin çocuğu olan Kizir, Muş'un Bulanık ilçesinde yaşadığı bütün acıların yüküne rağmen halen dimdik ayakta.

Şu an 110 yaşında olan Kizir, daha çocukken ailesiyle birlikte Erzurum'dan Kayseri'ye göç etmek zorunda kalır. Burada iki yıl kaldıktan sonra yeniden Karayazı'ya dönen Kizir'in ailesi, arazi yüzünden köylülerle girdiği tartışma sonucu karşı aileden bir kişiyi öldürür. Bunun üzerine yaşanan kan davası nedeniyle Kizir ailesi Muş'un Bulanık İlçesi'ne yerleşir. 50 yıldır Bulanık'ta yaşayan Kizir, yaptığı iki evlilikten toplam 15 çocuğu var. 110 yaşında olmasına rağmen hala kan davalılarından kaçan Kizir, yaşadığı onca acıya rağmen halen inatla yaşama tutunmaya çalışıyor. Her gün sabah saatlerinde evinden çıkıp dolaşan Kizir, Bulanık'ta oldukça sevilen bir kişi. Birinci Dünya Savaşına, Ermeni Tehciri'ne ve Kürt isyanlarına tanıklık eden Kizir, yakın tarihi öğrenmek isteyen insanların sık sık bilgisine başvurduğu bir şahsiyet aynı zamanda.

'2 aylık yürüyüş sonrası Kayseri'ye vardık'

Birinci Dünya Savaşının yaşandığı yıllarda Rus askerlerinin bölgeyi işgal edişlerini anlatan Kizir, savaşın yaşandığı yıllarda büyük bir kıtlığın yaşandığını, kendilerinin de yaşanan savaş nedeniyle 2 aylık bir yürüyüş sonrası Kayseri'ye vardıklarını ve burada 2 sene kaldıklarını kaydediyor. Daha sonra Karayazı'ya yeniden döndüklerini ancak burada da arazi kavgası nedeniyle bir kişinin ölümü ile sonuçlanan bir olay yaşadıklarını ve bunun üzerine yeniden topraklarından göç ettiklerini söyleyen Kizir, 50 yıldır Bulanık'ta yaşadığını, gayet sağlıklı olduğunu görme sorunu dışında herhangi bir sorununun bulunmadığını ifade etti.

'Dağlarda topladığımız tirşo, siping gibi yabani otları kaynatıp yiyorduk'

Birinci Dünya Savaşı başlarken çok şeye tanık olduğunu anlatan Kizir, savaş yıllarında insanların büyük kalabalıklar halinde yaşam yerlerini terk ettiklerini belirtti. Kizir, şunları kaydetti: "Ruslar buraya gelirken büyük bir kıtlık yaşandı. Yiyecek bulamıyorduk. Ben çocuktum dağlarda topladığımız tirşo, siping gibi yabani yiyecekleri suda kaynatıp yiyorduk. Arpa tanelerini aramaya çıktığımızı hatırlıyorum. Savaşın yoğunlaşması sonucu burayı terk ettik. Ailem ve köylülerim kalabalık bir şekilde İç Anadolu'ya göç ettiler. 2 ay gibi uzun bir süreden sonra Kayseri'ye vardık. Orada şimdi ismini hatırlayamadığım bir köye yerleştik. Yolda giderken her yerde toplu askerler dolaşıyordu."

'Bulanık'ta Ermeni çoktu, sanki yer yarıldı hepsi içine girdi'

Ermeni Tehciri döneminde Ermenilere rehberlik yaptığı için Müslümanlar tarafından tepki ile karşılandığını aktaran Kizir, savaş yıllarında Ermenileri öldürmenin adeta moda haline geldiğini, Ermenilerin mallarına el konulmak için de çok Ermeni öldürüldüğü haberlerini duyduğunu söyledi. Kizir, Ermeniler konusunda şunları söylüyor: "Mesela Bulanık bize yakındı burada çok Ermeni vardı. Ama hepsi sanki yer yarıldı içine girdi. Hepsini sürdüler yollarda yaşadıkları sıkıntılar bize kadar gelirdi. O zamanlar Bulanık'ta çok zengin bir Ermeni tüccar vardı. Babam sürekli bahsederdi. Xiçoyê Înceliyê derlerdi ona. Çok zengindi Bulanık'ta söz sahibi bir insandı. O yıllarda hepsi bu bölgeyi terk etti."

'Şex Sait İsyanından sonra devlet idamlarla insanların içine korku saldı'

Şex Seîd İsyanı'nın bütün Kürtleri derinden etkilediğini dile getiren Kizir, "İsyan başlamadan her yerde konuşuluyordu. Şex Seîd'in isyan edeceği herkesi çok heyecanlandırıyordu. Karayazı'dan da (Geliyê Birezan) isyana katılanlar oldu. Devlet hepsini astı bir korku saldı insanların içine. Evde kimsenin yatacak durumu yoktu. Suçlu suçsuz herkesi dövüyorlardı. O yıllarda kimse kimseye güvenemez hale gelmişti. Her tarafta baskı vardı. Biz korkuyorduk, sürekli saklanıyorduk. Çünkü herkesi götürüp işkencelerden geçiriyorlardı. İsyandan sonra sıkı kurallar getirildi. Bütün Kürtlere yaşam haram edildi. Bütün köylerde askerler insanları falakaya yatırıyordu. Bunları hatırlıyorum" diye konuştu.

'Kürt dağlarında savaş ve çatışmalar vardı'

Şex Sait isyanından sonra nerdeyse bütün Kürt dağlarında savaş ve çatışma olduğunu söyleyen Kizir, şunları kaydetti: "Çünkü isyandan sonra teslim olmayan insanlar dağlara sığınmıştı. Firarlık o zamanlar her tarafta vardı. Alican vardı Şêx Seîd isyanına katılmıştı. Geliyê Birezan'a bağlı Hespreş köyündendi. Ben onu firarlık yaptığı yıllardan görmüştüm. İdamlıktı asker her tarafta onu arıyordu. Seyidxan ile birlikte dağlardaydı her gün çatışma haberlerini alıyorduk. Alican'ın Muş'un bir köyünde bir çatışmada arkadan vurulup öldüğünü duyunca çok üzülmüştük. Alican yiğit bir insandı, devlete başkaldırmıştı. Çok cesur mert bir insandı. Ben onu Karayazı dağlarında bir defa görmüştüm."

'Dengbêjler ne yazık ki hep öldürülme üzerine söylerlerdi'

Kürt sözlü tarihinde önemli bir yere sahip olan dengbêjlerden Reşo ile tanışıklığını anlatan Kizir, "Dengbej Reşo Bulanık'lıydı. Karayazı'ya bizim köye düğüne gelmişti. Genelde cemaatlerde düğünlerde 'klam' söylerdi. Çok iyi bir sesi ve yorumu vardı. Ancak ben ilk başlarda degnbêjleri fazla sevmiyordum. Zorbalık neredeyse bunlar onun üzerinde besteler yapıyorlardı. Genelde, erkeksi, mertlik üzerine söylerdi. Reşo çok sevilen bir dengbêjdi. Bizim köydeki bir düğünde tanışmıştım. Birlikte bir gece düğünde oynadık, sohbet ettik ve bir daha görmedim. Çok güçlü bir sesi vardı. Ama ne yazık ki hep öldürülme üzerine söylerlerdi" şeklinde konuştu.

'Firarlık zor iştir benim babam'

Karayazı'da yaşadıkları arazi kavgası sonucu bir kişinin ölmesiyle birlikte köylerini terkeden Kizir, haklarında arama kararı çıktığını bundan dolayı da 4 yıl boyunca dağlarda yaşadığını anlatı. 4 yıl boyunca sürekli kaçtığını anlatan Kizir, firarlık yıllarında genellikle Şerafettin Dağlarında kaldığını ancak Bingöl Dağı, Karayazı, Tekman Bilican dağlarında ve firarlığın son aylarında da Sipan dağında yaşadığını anlattı. Kizir, firarlık yılları şöyle anlatıyor: "Benim babam firarlık zor işti. Her an öldürülme yakalanma korkusu ile yaşamak kolay iş değil. Bir yerde rahat edemiyorduk. Gece at sırtından dağdan dağa geçiyorduk. Her an tetikteydik. Öldürülme korkusunu Allah kimseye yaşatmasın. Kışın yollar kapalıydı dağlık köylerde barınıyorduk. Biz 3 arkadaştık. 4 yıl boyunca birlikteydik. En çok Şerafettin Dağlarında kaldım. Bir defa askerlere rast geldik, bize ateş ettiler biz karşılık vermeden atları Bingöl Dağı'na sürdük. Şuşar'a kadar bizi takip ettiler orada izimizi kaybettik. 3 günü yatmadan at sırtında geçirdik. Gece mağaralarda, taş oyuklarında her an ölüm duygusuyla yaşamak zor işti. Biz böyle yaşadık her gün bir yerdeydik. En son Sipan dağında kaldım ve Menderes affı çıkınca evimize geldik."

'Şimdiki ilişkiler bu toplumu çürütür'

Eskiyi yad ederken şimdi ilişkileri eleştiren Kizir, eski komşuluk ilişkilerin kalmadığını insanların bütün diyaloglarını menfaat üzerine kurulduğunu, bunun da doğru olmadığını söylüyor. Kizir, "Maalesef insanlar ahlaki çöküntü içindeler, şimdiki nesili anlayamıyorum bir söz veriyorlar ama yerine getirmiyorlar ve utanmıyorlar. Eskiden bir insan sözünü yerine getirmeseydi aylar boyunca insan içine çıkamazdı. Şimdi ise her şey çok basit ve çıkar üzerine kurulu. Eski komşu ilişkileri kalmamış, insanlar zor günlerde hastalıkta birbirlerine yardımcı olmuyor. Asıl korktuğum şey insanların riyakarlığı, her şey faiz olmuş, karşılıklı güven kalmamış. Bu ilişkiler bu toplumu çürütür insanlar bunu farkında değiller" dedi.

DİHA

Bu haber toplam 1571 defa okunmuştur

 
ANKET
12 Eylül 2010'da yapılacak olan 'Anayasa Değişikliği Paketi' referandumunda tercihiniz ne olacak?